Çocukluk çağı obezitesinde tehlike büyüyor
SAĞLIK
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
03.11.2026 - 09:01, Güncelleme:
03.11.2026 - 08:32
Çocukluk çağı obezitesinde tehlike büyüyor
Çocukluk çağı obezitesinde tehlike büyüyor
Denizli Özel Tekden Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, çocukluk çağı obezitesinin yalnızca fiziksel görünümü ilgilendiren bir sorun olmadığını belirterek, erken yaşlarda başlayan obezitenin diyabetten kalp hastalıklarına kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlayabileceği konusunda aileleri uyardı.Son yıllarda çocukluk ve ergenlik döneminde obezite görülme sıklığının dünya genelinde endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, Dünya Sağlık Örgütünün 2024 verilerine göre 5-19 yaş grubunda yaklaşık 170 milyon çocuk ve ergenin obeziteyle yaşadığını ifade etti."Çocuk büyüyünce zayıflar düşüncesi tehlikeli bir yanılgı"Çocukluk çağı obezitesinin toplumda yeterince ciddiye alınmadığını belirten Aykota, özellikle ailelerin fazla kiloyu sağlıklı büyümenin bir göstergesi olarak değerlendirmesinin tanı ve tedaviyi geciktirebildiğini söyledi. Dr. Aykota, "Toplumumuzda hâlâ kilolu çocuğun sağlıklı olduğu veya büyüdüğünde kendiliğinden zayıflayacağı yönünde yaygın bir düşünce var. Oysa çocukluk çağında başlayan obezite, erişkinlik dönemine kadar devam edebilen kronik bir hastalıktır. Üstelik bu çocuklarda henüz genç yaşlarda insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve karaciğer yağlanması gibi ciddi metabolik sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Obeziteyi yalnızca tartıdaki rakamlarla değerlendirmek büyük bir hata" şeklinde konuştu."Eskiden erişkinlerde gördüğümüz hastalıklarla artık çocuklarda karşılaşıyoruz"Obezitenin çocuklarda yalnızca metabolik sorunlara yol açmadığını vurgulayan Aykota, hastalığın fiziksel ve psikolojik gelişimi de olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti. Dr. Aykota, "Obezitesi olan çocuklarda uyku apnesi, eklem problemleri, hareket kısıtlılığı ve erken yaşta metabolik hastalıklar görülebiliyor. Bunun yanında akran zorbalığı, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve depresif belirtiler de önemli sorunlar arasında. Bu nedenle çocukluk çağı obezitesini yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla açıklamak veya çocuğun iradesine bağlamak doğru değil. Karşımızda biyolojik, genetik, çevresel ve psikolojik faktörlerin birlikte rol oynadığı ciddi bir hastalık var" diye konuştu."Aileler çocuklarına diyet değil, sağlıklı bir yaşam ortamı sunmalı"Çocuklarda obeziteyle mücadelenin yalnızca yemek miktarını azaltmaktan ibaret olmadığını ifade eden Aykota, ailelerin bu süreçte belirleyici rol üstlendiğini belirtti. Dr. Aykota "Bir çocuğa sürekli kilo vermesi gerektiğini söylemek, onu arkadaşlarıyla kıyaslamak veya katı diyetlere zorlamak çoğu zaman sorunu çözmez. Öncelikle ailece sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı, şekerli içecekler ve yüksek kalorili işlenmiş gıdaların tüketimi azaltılmalı, fiziksel aktivite artırılmalı ve düzenli uyku alışkanlığı oluşturulmalıdır. En önemlisi de çocuk bu süreçte suçlanmamalı ve psikolojik olarak desteklenmelidir" ifadelerini kullandı."Bazı ergenlerde cerrahi tedavi de bilimsel bir seçenek"İleri derecede obezitesi bulunan ergenlerde yalnızca yaşam tarzı değişikliklerinin her zaman yeterli olmayabileceğini belirten Doç. Dr. Aykota, metabolik ve bariatrik cerrahinin uygun hastalarda değerlendirilebilen bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Dr. Aykota "Günümüzde uluslararası bilimsel kılavuzlar, ağır obezitesi bulunan ve belirli tıbbi kriterleri karşılayan ergenlerde metabolik ve bariatrik cerrahinin değerlendirilmesini öneriyor. Ancak burada son derece dikkatli bir hasta seçimi gerekiyor. Her kilolu çocuk ameliyat adayı değildir. Çocuk ve ergenlerin pediatrik endokrinoloji, beslenme, psikoloji ve obezite cerrahisi alanlarında deneyimli multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerekir. Cerrahi kararı yalnızca kilo üzerinden değil; eşlik eden hastalıklar, psikososyal durum ve uzun dönem takip koşulları dikkate alınarak verilmelidir" dedi."Obeziteyle mücadelede en değerli zaman çocukluk dönemidir"Erken tanı ve doğru müdahalenin gelecekte ortaya çıkabilecek birçok sağlık sorununun önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Aykota, "Obezite ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek kadar, çocuklarımızın obeziteyle karşılaşmasını önlemek de önemlidir. Çocukluk çağında fark edilen kilo problemi ertelenmemeli, gerektiğinde profesyonel destek alınmalıdır. Çünkü bugün çocuğumuzun sağlığı için attığımız doğru bir adım, onun gelecekte diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sorunlarla karşılaşma riskini azaltabilir. Unutmamalıyız ki obezite yalnızca yetişkinlerin hastalığı değildir ve mücadeleye başlamak için erişkinlik dönemini beklememeliyiz" diye belirtti.
Çocukluk çağı obezitesinde tehlike büyüyor
Denizli Özel Tekden Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, çocukluk çağı obezitesinin yalnızca fiziksel görünümü ilgilendiren bir sorun olmadığını belirterek, erken yaşlarda başlayan obezitenin diyabetten kalp hastalıklarına kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlayabileceği konusunda aileleri uyardı.
Son yıllarda çocukluk ve ergenlik döneminde obezite görülme sıklığının dünya genelinde endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, Dünya Sağlık Örgütünün 2024 verilerine göre 5-19 yaş grubunda yaklaşık 170 milyon çocuk ve ergenin obeziteyle yaşadığını ifade etti.
"Çocuk büyüyünce zayıflar düşüncesi tehlikeli bir yanılgı"
Çocukluk çağı obezitesinin toplumda yeterince ciddiye alınmadığını belirten Aykota, özellikle ailelerin fazla kiloyu sağlıklı büyümenin bir göstergesi olarak değerlendirmesinin tanı ve tedaviyi geciktirebildiğini söyledi. Dr. Aykota, "Toplumumuzda hâlâ kilolu çocuğun sağlıklı olduğu veya büyüdüğünde kendiliğinden zayıflayacağı yönünde yaygın bir düşünce var. Oysa çocukluk çağında başlayan obezite, erişkinlik dönemine kadar devam edebilen kronik bir hastalıktır. Üstelik bu çocuklarda henüz genç yaşlarda insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve karaciğer yağlanması gibi ciddi metabolik sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Obeziteyi yalnızca tartıdaki rakamlarla değerlendirmek büyük bir hata" şeklinde konuştu.
"Eskiden erişkinlerde gördüğümüz hastalıklarla artık çocuklarda karşılaşıyoruz"
Obezitenin çocuklarda yalnızca metabolik sorunlara yol açmadığını vurgulayan Aykota, hastalığın fiziksel ve psikolojik gelişimi de olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti. Dr. Aykota, "Obezitesi olan çocuklarda uyku apnesi, eklem problemleri, hareket kısıtlılığı ve erken yaşta metabolik hastalıklar görülebiliyor. Bunun yanında akran zorbalığı, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve depresif belirtiler de önemli sorunlar arasında. Bu nedenle çocukluk çağı obezitesini yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla açıklamak veya çocuğun iradesine bağlamak doğru değil. Karşımızda biyolojik, genetik, çevresel ve psikolojik faktörlerin birlikte rol oynadığı ciddi bir hastalık var" diye konuştu.
"Aileler çocuklarına diyet değil, sağlıklı bir yaşam ortamı sunmalı"
Çocuklarda obeziteyle mücadelenin yalnızca yemek miktarını azaltmaktan ibaret olmadığını ifade eden Aykota, ailelerin bu süreçte belirleyici rol üstlendiğini belirtti. Dr. Aykota "Bir çocuğa sürekli kilo vermesi gerektiğini söylemek, onu arkadaşlarıyla kıyaslamak veya katı diyetlere zorlamak çoğu zaman sorunu çözmez. Öncelikle ailece sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı, şekerli içecekler ve yüksek kalorili işlenmiş gıdaların tüketimi azaltılmalı, fiziksel aktivite artırılmalı ve düzenli uyku alışkanlığı oluşturulmalıdır. En önemlisi de çocuk bu süreçte suçlanmamalı ve psikolojik olarak desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.
"Bazı ergenlerde cerrahi tedavi de bilimsel bir seçenek"
İleri derecede obezitesi bulunan ergenlerde yalnızca yaşam tarzı değişikliklerinin her zaman yeterli olmayabileceğini belirten Doç. Dr. Aykota, metabolik ve bariatrik cerrahinin uygun hastalarda değerlendirilebilen bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Dr. Aykota "Günümüzde uluslararası bilimsel kılavuzlar, ağır obezitesi bulunan ve belirli tıbbi kriterleri karşılayan ergenlerde metabolik ve bariatrik cerrahinin değerlendirilmesini öneriyor. Ancak burada son derece dikkatli bir hasta seçimi gerekiyor. Her kilolu çocuk ameliyat adayı değildir. Çocuk ve ergenlerin pediatrik endokrinoloji, beslenme, psikoloji ve obezite cerrahisi alanlarında deneyimli multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerekir. Cerrahi kararı yalnızca kilo üzerinden değil; eşlik eden hastalıklar, psikososyal durum ve uzun dönem takip koşulları dikkate alınarak verilmelidir" dedi.
"Obeziteyle mücadelede en değerli zaman çocukluk dönemidir"
Erken tanı ve doğru müdahalenin gelecekte ortaya çıkabilecek birçok sağlık sorununun önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Aykota, "Obezite ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek kadar, çocuklarımızın obeziteyle karşılaşmasını önlemek de önemlidir. Çocukluk çağında fark edilen kilo problemi ertelenmemeli, gerektiğinde profesyonel destek alınmalıdır. Çünkü bugün çocuğumuzun sağlığı için attığımız doğru bir adım, onun gelecekte diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sorunlarla karşılaşma riskini azaltabilir. Unutmamalıyız ki obezite yalnızca yetişkinlerin hastalığı değildir ve mücadeleye başlamak için erişkinlik dönemini beklememeliyiz" diye belirtti.
Son yıllarda çocukluk ve ergenlik döneminde obezite görülme sıklığının dünya genelinde endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, Dünya Sağlık Örgütünün 2024 verilerine göre 5-19 yaş grubunda yaklaşık 170 milyon çocuk ve ergenin obeziteyle yaşadığını ifade etti.
"Çocuk büyüyünce zayıflar düşüncesi tehlikeli bir yanılgı"
Çocukluk çağı obezitesinin toplumda yeterince ciddiye alınmadığını belirten Aykota, özellikle ailelerin fazla kiloyu sağlıklı büyümenin bir göstergesi olarak değerlendirmesinin tanı ve tedaviyi geciktirebildiğini söyledi. Dr. Aykota, "Toplumumuzda hâlâ kilolu çocuğun sağlıklı olduğu veya büyüdüğünde kendiliğinden zayıflayacağı yönünde yaygın bir düşünce var. Oysa çocukluk çağında başlayan obezite, erişkinlik dönemine kadar devam edebilen kronik bir hastalıktır. Üstelik bu çocuklarda henüz genç yaşlarda insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve karaciğer yağlanması gibi ciddi metabolik sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Obeziteyi yalnızca tartıdaki rakamlarla değerlendirmek büyük bir hata" şeklinde konuştu.
"Eskiden erişkinlerde gördüğümüz hastalıklarla artık çocuklarda karşılaşıyoruz"
Obezitenin çocuklarda yalnızca metabolik sorunlara yol açmadığını vurgulayan Aykota, hastalığın fiziksel ve psikolojik gelişimi de olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti. Dr. Aykota, "Obezitesi olan çocuklarda uyku apnesi, eklem problemleri, hareket kısıtlılığı ve erken yaşta metabolik hastalıklar görülebiliyor. Bunun yanında akran zorbalığı, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve depresif belirtiler de önemli sorunlar arasında. Bu nedenle çocukluk çağı obezitesini yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla açıklamak veya çocuğun iradesine bağlamak doğru değil. Karşımızda biyolojik, genetik, çevresel ve psikolojik faktörlerin birlikte rol oynadığı ciddi bir hastalık var" diye konuştu.
"Aileler çocuklarına diyet değil, sağlıklı bir yaşam ortamı sunmalı"
Çocuklarda obeziteyle mücadelenin yalnızca yemek miktarını azaltmaktan ibaret olmadığını ifade eden Aykota, ailelerin bu süreçte belirleyici rol üstlendiğini belirtti. Dr. Aykota "Bir çocuğa sürekli kilo vermesi gerektiğini söylemek, onu arkadaşlarıyla kıyaslamak veya katı diyetlere zorlamak çoğu zaman sorunu çözmez. Öncelikle ailece sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı, şekerli içecekler ve yüksek kalorili işlenmiş gıdaların tüketimi azaltılmalı, fiziksel aktivite artırılmalı ve düzenli uyku alışkanlığı oluşturulmalıdır. En önemlisi de çocuk bu süreçte suçlanmamalı ve psikolojik olarak desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.
"Bazı ergenlerde cerrahi tedavi de bilimsel bir seçenek"
İleri derecede obezitesi bulunan ergenlerde yalnızca yaşam tarzı değişikliklerinin her zaman yeterli olmayabileceğini belirten Doç. Dr. Aykota, metabolik ve bariatrik cerrahinin uygun hastalarda değerlendirilebilen bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Dr. Aykota "Günümüzde uluslararası bilimsel kılavuzlar, ağır obezitesi bulunan ve belirli tıbbi kriterleri karşılayan ergenlerde metabolik ve bariatrik cerrahinin değerlendirilmesini öneriyor. Ancak burada son derece dikkatli bir hasta seçimi gerekiyor. Her kilolu çocuk ameliyat adayı değildir. Çocuk ve ergenlerin pediatrik endokrinoloji, beslenme, psikoloji ve obezite cerrahisi alanlarında deneyimli multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerekir. Cerrahi kararı yalnızca kilo üzerinden değil; eşlik eden hastalıklar, psikososyal durum ve uzun dönem takip koşulları dikkate alınarak verilmelidir" dedi.
"Obeziteyle mücadelede en değerli zaman çocukluk dönemidir"
Erken tanı ve doğru müdahalenin gelecekte ortaya çıkabilecek birçok sağlık sorununun önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade eden Aykota, "Obezite ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek kadar, çocuklarımızın obeziteyle karşılaşmasını önlemek de önemlidir. Çocukluk çağında fark edilen kilo problemi ertelenmemeli, gerektiğinde profesyonel destek alınmalıdır. Çünkü bugün çocuğumuzun sağlığı için attığımız doğru bir adım, onun gelecekte diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sorunlarla karşılaşma riskini azaltabilir. Unutmamalıyız ki obezite yalnızca yetişkinlerin hastalığı değildir ve mücadeleye başlamak için erişkinlik dönemini beklememeliyiz" diye belirtti.
Denizli HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

