Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Mekke savunma anlaşması tarihi bir adımdır"

POLİTİKA (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 13.08.2026 - 21:00, Güncelleme: 13.08.2026 - 20:34
 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Mekke savunma anlaşması tarihi bir adımdır"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Mekke savunma anlaşması tarihi bir adımdır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma üç kardeş ülkenin ortak güvenlik anlayışını, dayanışma iradesini ve bölgesel barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli tarihi bir adımdır" dedi.Ankara’da Pakistan Bağımsızlık Günü nedeniyle Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’in ev sahipliğinde bir program düzenlendi. Programa katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptığı konuşmada, "Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin bağımsızlık gününü idrak ettiğimiz bu anlamlı günde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle Pakistan halkının bağımsızlık gününü en içten duygularımla tebrik ediyor, dost ve kardeş Pakistan’ın huzur, istikrar ve refahının daim olmasını diliyorum. Yine bu vesileyle Pakistan’ın kurucularını, büyük fedakarlıklarla Pakistan’ı oluşturan Pakistanlı kardeş halkı, kuruluşundan bugüne Pakistan’a emek veren, katkı veren herkesi saygıyla, şükranla yad ediyorum" diye konuştu.Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluğun köklerinin Pakistan’ın kuruluşundan çok daha ötesine uzandığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:"Türk İstiklal Harbi sırasında Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesine verilen samimi destek ve gösterilen fedakarlık milletimizin hafızasında daima müstesna bir yere sahip olacaktır. Bu tarihi dayanışma Türkiye ile Pakistan arasındaki kardeşliğin halklarımızın gönüllerinde kök salmış kadim bir bağ olduğunu ortaya koymaktadır. Bu münasebetler ortak tarihimizden, müşterek değerlerimizden ve zor zamanlarda birbirimizin yanında olma irademizden beslenen son derece müstesna bir mahiyet taşımaktadır. Pakistan’ın 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından Türkiye, yeni Pakistan Devleti’ni tanıyan ilk ülkeler arasında yer almış, iki ülke arasındaki ilişkiler o tarihten bu yana karşılıklı saygı, güven ve dayanışma temelinde istikrarlı bir şekilde gelişmiştir. Türkiye ve Pakistan aradan geçen süre içerisinde bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok sınamada birbirlerinin yanında omuz omuza durmuşlardır. Doğal afetler karşısında sergilenen dayanışmadan terörle mücadeleye, insani krizlerden uluslararası meselelerdeki istişarelere kadar uzanan bu ortak tutum ilişkilerimizin sahip olduğu derinliğin en açık göstergesidir."Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke anlaşmasına değinen Yılmaz, "Bugün Türkiye-Pakistan ilişkileri, tarihi kardeşliğimizin sağladığı güçlü zeminin üzerinde kapsamlı ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık anlayışıyla ilerlemektedir. Savunma sanayii, güvenlik, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, eğitim, teknoloji ve bağlantısallık başta olmak üzere çok geniş bir alanda işbirliğimizi geliştirmeliyiz, geliştirmekteyiz. Hedefimiz mevcut potansiyelimizi daha etkin şekilde kullanmak ve ekonomik ilişkilerimizi halklarımızın refahına doğrudan katkı sağlayacak seviyelere taşımaktır. Siyasi ilişkilerimizin mükemmel konumunu, derinliğini hiç kimse tartışamaz. Ancak kendimize şu soruyu da sormamız lazım: Bu kadar iyi siyasi ilişkiler daha fazla ekonomik ilişki üretmeli. Bunu da inşallah hep birlikte başaracağız. Bu çerçevede Türkiye ve Pakistan arasında kurumsallaşan yüksek düzeyli stratejik işbirliği mekanizmasının yanı sıra son dönemde ortaya konulan siyasi irade ilişkilerimize yeni bir dinamizm kazandırmıştır. İmzalanan anlaşmalar ve hayata geçirilen ortak projeler bu iradenin somut sonuçlara dönüştüğünü göstermektedir. Bununla birlikte Türkiye-Pakistan ilişkilerinin bölgesel boyutunun da giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma üç kardeş ülkenin ortak güvenlik anlayışını, dayanışma iradesini ve bölgesel barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli tarihi bir adımdır" ifadelerini kullandı.Mekke anlaşmasının savunma ve güvenlik haricinde ekonomik alanlarda da imkanlar sağlayacağını belirten Yılmaz, "Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan işbirliğinin savunma ve güvenlik alanlarının yanı sıra ekonomi, enerji, ulaştırma, teknoloji ve diğer alanlarda da geliştirilmesinin ülkelerimizin birbirini tamamlayan imkan ve kabiliyetlerini daha etkin biçimde değerlendirmesine imkan sağlayacağına inanıyoruz. Pakistan’ın güvenliği, istikrarı ve ekonomik kalkınması yalnızca Pakistan bakımından değil, Güney Asya’nın ve daha geniş anlamda bölgemizin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Türkiye, Pakistan’ın terörizmle mücadelesini ve güvenlik alanındaki meşru hassasiyetlerini desteklemekte, bölgesel meselelerin diyalog, diplomasi, uluslararası hukuk ve karşılıklı anlayış temelinde ele alınmasının önemine inanmaktadır. Bu anlayışla uluslararası platformlarda Türkiye ve Pakistan arasında giderek güçlenen eşgüdüme de büyük önem atfediyoruz. Filistin meselesinden İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sınamalara, terörizmle mücadeleden insani krizlere kadar pek çok konuda ülkelerimizin sergilediği yakın dayanışma, ortak değerlerimizin dış politikamıza yansımasına önemli bir örnektir. Öte yandan ilişkilerimizin en kalıcı güvencesi devletlerimiz arasındaki işbirliğinin ötesinde halklarımız arasındaki samimi bağlardır. Türkiye’de eğitim gören Pakistanlı öğrenciler, Pakistan’da faaliyet gösteren Türk kurumları, iş insanlarımız arasında gelişen ortaklıklar ve toplumlarımız arasındaki temaslar bu kardeşliğin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan güçlü kanallardır" dedi.Büyükelçi Cüneyd ise, "Bilim ve teknoloji, savunma ve uzay araştırmalarındaki başarılarımızdan eğitim, tıp, girişimcilik, spor, kültür ve sanata giderek artan katkılarımıza kadar Pakistanlılar yeteneklerini ve üstün başarı gösterme kararlılıklarını sürekli olarak ortaya koymuştur. Halkımız yalnızca Pakistan’da değil, dünyanın dört bir yanında iz bırakmış; yaşadıkları ve çalıştıkları her yerde toplumların ilerlemesine ve refahına katkıda bulunmuştur. Aynı şekilde Pakistan, iyi ve kötü günlerinde yanında duran Türkiye gibi yakın dostlara ve kardeşlere sahip olduğu için şanslıdır. Türkiye ile köklü kardeşlik ilişkimiz, ortak inanç, tarihi dayanışma ve karşılıklı saygıyla şekillenmiş bir bağdır. Ortaklığımız savunma, ticaret, eğitim ve kültür dâhil olmak üzere çok çeşitli alanlarda gelişmeye devam etmektedir" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Mekke savunma anlaşması tarihi bir adımdır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma üç kardeş ülkenin ortak güvenlik anlayışını, dayanışma iradesini ve bölgesel barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli tarihi bir adımdır" dedi.
Ankara’da Pakistan Bağımsızlık Günü nedeniyle Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’in ev sahipliğinde bir program düzenlendi. Programa katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptığı konuşmada, "Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin bağımsızlık gününü idrak ettiğimiz bu anlamlı günde sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle Pakistan halkının bağımsızlık gününü en içten duygularımla tebrik ediyor, dost ve kardeş Pakistan’ın huzur, istikrar ve refahının daim olmasını diliyorum. Yine bu vesileyle Pakistan’ın kurucularını, büyük fedakarlıklarla Pakistan’ı oluşturan Pakistanlı kardeş halkı, kuruluşundan bugüne Pakistan’a emek veren, katkı veren herkesi saygıyla, şükranla yad ediyorum" diye konuştu.
Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluğun köklerinin Pakistan’ın kuruluşundan çok daha ötesine uzandığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:
"Türk İstiklal Harbi sırasında Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesine verilen samimi destek ve gösterilen fedakarlık milletimizin hafızasında daima müstesna bir yere sahip olacaktır. Bu tarihi dayanışma Türkiye ile Pakistan arasındaki kardeşliğin halklarımızın gönüllerinde kök salmış kadim bir bağ olduğunu ortaya koymaktadır. Bu münasebetler ortak tarihimizden, müşterek değerlerimizden ve zor zamanlarda birbirimizin yanında olma irademizden beslenen son derece müstesna bir mahiyet taşımaktadır. Pakistan’ın 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından Türkiye, yeni Pakistan Devleti’ni tanıyan ilk ülkeler arasında yer almış, iki ülke arasındaki ilişkiler o tarihten bu yana karşılıklı saygı, güven ve dayanışma temelinde istikrarlı bir şekilde gelişmiştir. Türkiye ve Pakistan aradan geçen süre içerisinde bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok sınamada birbirlerinin yanında omuz omuza durmuşlardır. Doğal afetler karşısında sergilenen dayanışmadan terörle mücadeleye, insani krizlerden uluslararası meselelerdeki istişarelere kadar uzanan bu ortak tutum ilişkilerimizin sahip olduğu derinliğin en açık göstergesidir."
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke anlaşmasına değinen Yılmaz, "Bugün Türkiye-Pakistan ilişkileri, tarihi kardeşliğimizin sağladığı güçlü zeminin üzerinde kapsamlı ve çok boyutlu bir stratejik ortaklık anlayışıyla ilerlemektedir. Savunma sanayii, güvenlik, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, eğitim, teknoloji ve bağlantısallık başta olmak üzere çok geniş bir alanda işbirliğimizi geliştirmeliyiz, geliştirmekteyiz. Hedefimiz mevcut potansiyelimizi daha etkin şekilde kullanmak ve ekonomik ilişkilerimizi halklarımızın refahına doğrudan katkı sağlayacak seviyelere taşımaktır. Siyasi ilişkilerimizin mükemmel konumunu, derinliğini hiç kimse tartışamaz. Ancak kendimize şu soruyu da sormamız lazım: Bu kadar iyi siyasi ilişkiler daha fazla ekonomik ilişki üretmeli. Bunu da inşallah hep birlikte başaracağız. Bu çerçevede Türkiye ve Pakistan arasında kurumsallaşan yüksek düzeyli stratejik işbirliği mekanizmasının yanı sıra son dönemde ortaya konulan siyasi irade ilişkilerimize yeni bir dinamizm kazandırmıştır. İmzalanan anlaşmalar ve hayata geçirilen ortak projeler bu iradenin somut sonuçlara dönüştüğünü göstermektedir. Bununla birlikte Türkiye-Pakistan ilişkilerinin bölgesel boyutunun da giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, Mekke savunma anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki savunma işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme değildir. Bu anlaşma üç kardeş ülkenin ortak güvenlik anlayışını, dayanışma iradesini ve bölgesel barış ve istikrarı sahiplenerek koruma kararlılığını ortaya koyan son derece önemli tarihi bir adımdır" ifadelerini kullandı.
Mekke anlaşmasının savunma ve güvenlik haricinde ekonomik alanlarda da imkanlar sağlayacağını belirten Yılmaz, "Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan işbirliğinin savunma ve güvenlik alanlarının yanı sıra ekonomi, enerji, ulaştırma, teknoloji ve diğer alanlarda da geliştirilmesinin ülkelerimizin birbirini tamamlayan imkan ve kabiliyetlerini daha etkin biçimde değerlendirmesine imkan sağlayacağına inanıyoruz. Pakistan’ın güvenliği, istikrarı ve ekonomik kalkınması yalnızca Pakistan bakımından değil, Güney Asya’nın ve daha geniş anlamda bölgemizin geleceği açısından da önem taşımaktadır. Türkiye, Pakistan’ın terörizmle mücadelesini ve güvenlik alanındaki meşru hassasiyetlerini desteklemekte, bölgesel meselelerin diyalog, diplomasi, uluslararası hukuk ve karşılıklı anlayış temelinde ele alınmasının önemine inanmaktadır. Bu anlayışla uluslararası platformlarda Türkiye ve Pakistan arasında giderek güçlenen eşgüdüme de büyük önem atfediyoruz. Filistin meselesinden İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sınamalara, terörizmle mücadeleden insani krizlere kadar pek çok konuda ülkelerimizin sergilediği yakın dayanışma, ortak değerlerimizin dış politikamıza yansımasına önemli bir örnektir. Öte yandan ilişkilerimizin en kalıcı güvencesi devletlerimiz arasındaki işbirliğinin ötesinde halklarımız arasındaki samimi bağlardır. Türkiye’de eğitim gören Pakistanlı öğrenciler, Pakistan’da faaliyet gösteren Türk kurumları, iş insanlarımız arasında gelişen ortaklıklar ve toplumlarımız arasındaki temaslar bu kardeşliğin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan güçlü kanallardır" dedi.
Büyükelçi Cüneyd ise, "Bilim ve teknoloji, savunma ve uzay araştırmalarındaki başarılarımızdan eğitim, tıp, girişimcilik, spor, kültür ve sanata giderek artan katkılarımıza kadar Pakistanlılar yeteneklerini ve üstün başarı gösterme kararlılıklarını sürekli olarak ortaya koymuştur. Halkımız yalnızca Pakistan’da değil, dünyanın dört bir yanında iz bırakmış; yaşadıkları ve çalıştıkları her yerde toplumların ilerlemesine ve refahına katkıda bulunmuştur. Aynı şekilde Pakistan, iyi ve kötü günlerinde yanında duran Türkiye gibi yakın dostlara ve kardeşlere sahip olduğu için şanslıdır. Türkiye ile köklü kardeşlik ilişkimiz, ortak inanç, tarihi dayanışma ve karşılıklı saygıyla şekillenmiş bir bağdır. Ortaklığımız savunma, ticaret, eğitim ve kültür dâhil olmak üzere çok çeşitli alanlarda gelişmeye devam etmektedir" şeklinde konuştu.

Ankara HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.