Eski eşini eşarp ve yastıkla boğan sanık, olay gecesi kız arkadaşına trafikte birisini öldürdüğünü söylemiş

ASAYİŞ (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 23.06.2026 - 11:31, Güncelleme: 23.06.2026 - 11:08
 

Eski eşini eşarp ve yastıkla boğan sanık, olay gecesi kız arkadaşına trafikte birisini öldürdüğünü söylemiş

Eski eşini eşarp ve yastıkla boğan sanık, olay gecesi kız arkadaşına trafikte birisini öldürdüğünü söylemiş
Antalya’da boşandığı eski eşi Hanım Biçer’i (30) eşarbıyla boğarak öldürmekten yargılanan tutuklu sanık Hızır Çelik (33), ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın kız arkadaşı, olay gecesi Çelik’in sabaha karşı eve geldiğinde ağladığını belirterek, "Bana trafikte birisini öldürdüğünü söyledi, eşini öldürdüğünü söylemedi" dedi.Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi meydana gelen olayda, Hızır Çelik’in boşandığı eşi Hanım Biçer’i eve götürdükten sonra aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın ardından genç kadını eşarbıyla boğduğu ve yüzüne yastık bastırdığı iddia edildi. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan Çelik’in, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, "Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun" dediği ve ardından Yeniköy Polis Amirliği’ne giderek teslim olduğu belirtildi. İhbar üzerine adrese sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer’in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Hızır Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çelik’in ilk ifadesinde, "Eve beraber gittik, eski konuları açtı. O esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti" dediği öğrenildi.Son anları güvenlik kamerasına yansıdıOlay öncesi ve sonrasına ilişkin güvenlik kamerası kayıtlarında, Hanım Biçer ile Hızır Çelik’in birlikte siteye girdikleri, genç kadının kapıyı açmasının ardından ikilinin eve girdikleri görüldü. Bir süre sonra Çelik’in elinde poşetle evden tek başına çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı anlar kayıtlarda yer aldı.İddianamede iki ayrı suçtan ceza talebiAntalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik’in maktul Hanım Biçer’i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, Çelik’in ’kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ ile ’kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından cezalandırılması talep edildi.Davanın ikinci duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Hızır Çelik, maktul Hanım Biçer’in ağabeyleri müşteki Resul Biçer ve Recep Biçer ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada tanıklar dinlendi."Sabaha karşı geldi, ağlıyordu"Sanığın kız arkadaşı Svitlana L., tanık olarak verdiği ifadede, ölüm olayını bir gün sonra haberlerden öğrendiğini söyledi. Olay günü sanığın kendisine çocuklarıyla birlikte geleceğini söylediğini belirten Svitlana L, "11 Eylül tarihinde sabah sanık bana çocuklarıyla okula gideceğini söyledi. Akşam saat 17.00 sıralarında bana geleceğini konuşmuştuk. Ben de evimde akşam yemeği hazırladım. Saat 17.00 gibi iki çocuğuyla birlikte geldi. Hep beraber yemek yedik. Daha sonra çocuklar odada oyun oynadı. Saat 21.00 civarındaydı. Yanında otururken sanığa Telegram ya da WhatsApp’tan bir fotoğraf geldi. Baktığımda sanık Hızır’ın eski eşinin bir sahilde oturduğunu gördüm. Hızır bana, eski eşinin kendi kendini öldüreceğini söylediğini, gitmesi gerektiğini anlattı. ’Acil gitmem gerekiyor, gitmezsem eşim kendini öldürecek’ dedi. Ben onların bir yıl önce boşandığını biliyordum" diye konuştu."Bana trafikte birisini öldürdüğünü söyledi"Sanığın olay gecesi çok aceleci davrandığını anlatan Svitlana L., çocukların kendisinde kalmasını söylediğini belirterek, "Çocukları ben aldım, Hızır’ın evine gittik. Anahtarla eve girdim, çocukları yatırdım. Çocuklar benim telefonumdan Hızır’ı sık sık aradılar. Daha sonra telefonu aldım ve yatmaları gerektiğini söyledim. Ben uyumadım, bekledim. Çocuklar uyuyordu. Hatırladığım kadarıyla sabaha karşı 04.00-04.30 civarında geldi. Aşırı telaşlıydı, çok sıkıntılıydı, ağlıyordu. Hemen banyoya gitti. Banyodan çıkmasını bekledim, ne olduğunu defalarca sordum. Çok trajik bir olay olduğunu söyledi. Caddede aşırı trafik olduğunu, birisiyle kavga ettiğini ve trafikte birisini öldürdüğünü söyledi. Kendini öldürmek istedi. Ben ona çocuklarının olduğunu söyleyerek sakinleştirmeye çalıştım. ‘Kendi kendime bir şey yapmazsam polise gideceğim’ dedi. Polise gitmek için dışarı çıktı. Bana trafikte birisini öldürdüğünü söyledi, eşini öldürdüğünü söylemedi. Eşini öldürdüğünü bir gün sonra haberlerden öğrendim" dedi."Hanım’ı öldüreceğini çevremizdeki herkese söylemişti"Duruşmada tanık olarak dinlenen maktul Hanım Biçer’in ağabeyi Recep Biçer ise tarafların boşanma sürecini bildiğini söyledi. Boşanma sürecinden ilk haberdar olan kişilerden biri olduğunu belirten Biçer, "Sanık beni ilk aradığında, ‘Eşim beni aldatıyor’ dedi. Ben de ona beklemesini, yanına geleceğimi, kardeşimin telefonuna birlikte bakacağımızı söyledim. ‘Hiçbir şey yapma’ dedim. Bana mesaj yakaladığını söyledi. Ben de ‘Yanına geleceğim, iki gün evden çıkma. Böyle bir şey varsa beraber öğrenelim’ dedim, o da tamam dedi. Geldiğimde sanık bu durumu herkese söylemişti. İki tane mesaj görmüş. Ben de ona, ‘Senin hayatını biliyorum, ne yaptığını biliyorum. İki tane mesajla böyle bir şey yapma’ dedim. O da bana boşanacağını söyledi. Daha önce kardeşim Hanım da sanığın dışarıda başka bir hayatı olduğunu, kendisini başka kadınlarla aldattığını söylemişti. Boşanacağım diye ısrar etti, tamam dedik ve boşandılar" diye konuştu.Boşanmanın ardından da sanığın tehditlerde bulunduğunu ileri süren Biçer, "Sanık çevremizdeki herkese Hanım’ı öldüreceğini söylemişti. Hatta bir düğüne gitmiştik. Hanım’a, ‘Düğüne gidersen çocukları öldürür, videosunu çeker sana atarım’ demiş. Kız kardeşim bu nedenle düğüne katılmadı. Biz düğündeyken sanık evin oraya gelmiş, yine kız kardeşime ulaşmaya çalışmış. Bunu mahalledekiler ve çocuklar görmüş. Bunu duyan büyük kardeşim Resul, sanığa ve ağabeyine ulaşmış, neden böyle yaptığını sormuş. Sanık da ona, ‘Ben onunla karşılaşabilseydim onu balkondan atar, intihar süsü verirdim’ demiş. Ben sanıktan şikayetçiyim. En ağır ceza ne ise almasını istiyorum" diye konuştu."Çocuklara düşkünlüğünü kullanarak bu olayı işledi"Olay gününe ilişkin doğrudan bilgisinin olmadığını, olayı bir gün sonra öğrendiklerini söyleyen Recep Biçer, kardeşinin çocuklarına düşkün olduğunu belirterek, "Maktul çocuklarına çok düşkündü. Velayet davası açmıştı. Sanık da ‘Tamam, çocukları sana vereyim’ demiş ve bir plan yapmış. Kardeşimin çocuklarına düşkünlüğünü kullanarak onu götürüp bu olayı işledi" iddiasında bulundu.Sanık Hızır Çelik ise Recep Biçer’in beyanlarının ardından savunma yaptı. Müştekinin doğru konuşmadığını öne süren Çelik, "Eğer ben bunu planlasaydım, bunun içinde emniyetin ve kadın sığınma evinin de olması gerekirdi. Çünkü birçok defa ifade vermişti. Ben onu öldürmek istesem zaten öldürürdüm, neden bunlara haber vereyim?" dedi."Çocukları vereceğimi söyledim"Maktulün ailesiyle sorunlar yaşadığını ileri süren sanık Çelik, "Bu insanlar baş edilebilecek insanlar değildi. Recep Biçer’in başkalarıyla kötü bir hayat sürdüğünü biliyorum. Bu süreçten sonra beni sürekli olayın içinde tutmuşlar. Benim faturalı hattımı 7 yaşındaki çocuğum kullanıyordu. Psikolojik destek alırken maktule onu öldüreceğimi nasıl söyleyebilirler? Maktulün daha önce başka biriyle birlikte olduğunu da biliyorlardı. Ben bunlarla mücadele ediyordum. Ben en sonunda çocukları vereceğimi söyledim. Sığınma evindeyken de orada yaşayamadığını söyledi. Kendisi ayrıldı, otelde kalacağını söyledi. Ben onun yerine çocuklarıma annelik yapıyordum. Çünkü o çocuklarıma şiddet uyguluyordu, kendi kendine jilet atıyordu. Ben müşteki taraftan zaten rahatsızdım" dedi."Bir mesaj yüzünden adam mı öldürülür"Sanık avukatının sorusu üzerine yeniden konuşan Recep Biçer, maktule ait telefon hattıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Biçer, "Biz maktulün telefon hattı senin adına olduğu için, madem böyle bir şey varsa dokümanını çıkar, delil olarak bize göster dedik. Biri birine mesaj attı diye adam mı öldürülür? Sanık bana boşanmadan önce mesajı gösterdi. Mesajda ‘Nasılsın canım’ yazıyordu ancak muhatabın ismi yoktu, sadece bir numara vardı. Ben bunu maktule sordum. Hanım da telefon hattının zaten sanığa ait olduğunu, bir şey varsa çıkarıp getirmesini söyledi. Birine böyle bir mesaj atmadığını belirtti" ifadelerini kullandı.Katılan Resul Biçer’in vekili Avukat Yağmur Burçin Sayın Kurt ise savunma tanığının anlatımlarını kabul etmediklerini belirterek, "Ortada bir aldatma söz konusu ise boşanmadan sonra tekrar görüşmesi maktulü affettiği anlamına gelir. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini bildiririz. Zaten sevgilisi de buraya tanık olarak gelmiştir. Müşteki Resul’ün kayıp ilanında bir Facebook mesajı sunduğu doğru değildir. Tek sunduğu mesaj, maktulün ‘Ben artık evden gidiyorum’ şeklindeki mesajına dairdir. Sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederiz" dedi.Maktul Hanım Biçer’in ağabeyi Resul Biçer de duruşmada söz alarak, "Nasılsın canım mesajını sanığın, maktulü öldürmek için kendisinin kurguladığını değerlendiriyorum" dedi.Mahkeme heyeti, sanık Hızır Çelik’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Eski eşini eşarp ve yastıkla boğan sanık, olay gecesi kız arkadaşına trafikte birisini öldürdüğünü söylemiş
Antalya’da boşandığı eski eşi Hanım Biçer’i (30) eşarbıyla boğarak öldürmekten yargılanan tutuklu sanık Hızır Çelik (33), ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın kız arkadaşı, olay gecesi Çelik’in sabaha karşı eve geldiğinde ağladığını belirterek, "Bana trafikte birisini öldürdüğünü söyledi, eşini öldürdüğünü söylemedi" dedi.
Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi meydana gelen olayda, Hızır Çelik’in boşandığı eşi Hanım Biçer’i eve götürdükten sonra aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın ardından genç kadını eşarbıyla boğduğu ve yüzüne yastık bastırdığı iddia edildi. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan Çelik’in, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, "Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun" dediği ve ardından Yeniköy Polis Amirliği’ne giderek teslim olduğu belirtildi. İhbar üzerine adrese sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer’in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Hızır Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çelik’in ilk ifadesinde, "Eve beraber gittik, eski konuları açtı. O esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti" dediği öğrenildi.

Son anları güvenlik kamerasına yansıdı
Olay öncesi ve sonrasına ilişkin güvenlik kamerası kayıtlarında, Hanım Biçer ile Hızır Çelik’in birlikte siteye girdikleri, genç kadının kapıyı açmasının ardından ikilinin eve girdikleri görüldü. Bir süre sonra Çelik’in elinde poşetle evden tek başına çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı anlar kayıtlarda yer aldı.

İddianamede iki ayrı suçtan ceza talebi
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik’in maktul Hanım Biçer’i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, Çelik’in ’kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ ile ’kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından cezalandırılması talep edildi.
Davanın ikinci duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Hızır Çelik, maktul Hanım Biçer’in ağabeyleri müşteki Resul Biçer ve Recep Biçer ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada tanıklar dinlendi.

"Sabaha karşı geldi, ağlıyordu"
Sanığın kız arkadaşı Svitlana L., tanık olarak verdiği ifadede, ölüm olayını bir gün sonra haberlerden öğrendiğini söyledi. Olay günü sanığın kendisine çocuklarıyla birlikte geleceğini söylediğini belirten Svitlana L, "11 Eylül tarihinde sabah sanık bana çocuklarıyla okula gideceğini söyledi. Akşam saat 17.00 sıralarında bana geleceğini konuşmuştuk. Ben de evimde akşam yemeği hazırladım. Saat 17.00 gibi iki çocuğuyla birlikte geldi. Hep beraber yemek yedik. Daha sonra çocuklar odada oyun oynadı. Saat 21.00 civarındaydı. Yanında otururken sanığa Telegram ya da WhatsApp’tan bir fotoğraf geldi. Baktığımda sanık Hızır’ın eski eşinin bir sahilde oturduğunu gördüm. Hızır bana, eski eşinin kendi kendini öldüreceğini söylediğini, gitmesi gerektiğini anlattı. ’Acil gitmem gerekiyor, gitmezsem eşim kendini öldürecek’ dedi. Ben onların bir yıl önce boşandığını biliyordum" diye konuştu.

"Bana trafikte birisini öldürdüğünü söyledi"
Sanığın olay gecesi çok aceleci davrandığını anlatan Svitlana L., çocukların kendisinde kalmasını söylediğini belirterek, "Çocukları ben aldım, Hızır’ın evine gittik. Anahtarla eve girdim, çocukları yatırdım. Çocuklar benim telefonumdan Hızır’ı sık sık aradılar. Daha sonra telefonu aldım ve yatmaları gerektiğini söyledim. Ben uyumadım, bekledim. Çocuklar uyuyordu. Hatırladığım kadarıyla sabaha karşı 04.00-04.30 civarında geldi. Aşırı telaşlıydı, çok sıkıntılıydı, ağlıyordu. Hemen banyoya gitti. Banyodan çıkmasını bekledim, ne olduğunu defalarca sordum. Çok trajik bir olay olduğunu söyledi. Caddede aşırı trafik olduğunu, birisiyle kavga ettiğini ve trafikte birisini öldürdüğünü söyledi. Kendini öldürmek istedi. Ben ona çocuklarının olduğunu söyleyerek sakinleştirmeye çalıştım. ‘Kendi kendime bir şey yapmazsam polise gideceğim’ dedi. Polise gitmek için dışarı çıktı. Bana trafikte birisini öldürdüğünü söyledi, eşini öldürdüğünü söylemedi. Eşini öldürdüğünü bir gün sonra haberlerden öğrendim" dedi.

"Hanım’ı öldüreceğini çevremizdeki herkese söylemişti"
Duruşmada tanık olarak dinlenen maktul Hanım Biçer’in ağabeyi Recep Biçer ise tarafların boşanma sürecini bildiğini söyledi. Boşanma sürecinden ilk haberdar olan kişilerden biri olduğunu belirten Biçer, "Sanık beni ilk aradığında, ‘Eşim beni aldatıyor’ dedi. Ben de ona beklemesini, yanına geleceğimi, kardeşimin telefonuna birlikte bakacağımızı söyledim. ‘Hiçbir şey yapma’ dedim. Bana mesaj yakaladığını söyledi. Ben de ‘Yanına geleceğim, iki gün evden çıkma. Böyle bir şey varsa beraber öğrenelim’ dedim, o da tamam dedi. Geldiğimde sanık bu durumu herkese söylemişti. İki tane mesaj görmüş. Ben de ona, ‘Senin hayatını biliyorum, ne yaptığını biliyorum. İki tane mesajla böyle bir şey yapma’ dedim. O da bana boşanacağını söyledi. Daha önce kardeşim Hanım da sanığın dışarıda başka bir hayatı olduğunu, kendisini başka kadınlarla aldattığını söylemişti. Boşanacağım diye ısrar etti, tamam dedik ve boşandılar" diye konuştu.
Boşanmanın ardından da sanığın tehditlerde bulunduğunu ileri süren Biçer, "Sanık çevremizdeki herkese Hanım’ı öldüreceğini söylemişti. Hatta bir düğüne gitmiştik. Hanım’a, ‘Düğüne gidersen çocukları öldürür, videosunu çeker sana atarım’ demiş. Kız kardeşim bu nedenle düğüne katılmadı. Biz düğündeyken sanık evin oraya gelmiş, yine kız kardeşime ulaşmaya çalışmış. Bunu mahalledekiler ve çocuklar görmüş. Bunu duyan büyük kardeşim Resul, sanığa ve ağabeyine ulaşmış, neden böyle yaptığını sormuş. Sanık da ona, ‘Ben onunla karşılaşabilseydim onu balkondan atar, intihar süsü verirdim’ demiş. Ben sanıktan şikayetçiyim. En ağır ceza ne ise almasını istiyorum" diye konuştu.

"Çocuklara düşkünlüğünü kullanarak bu olayı işledi"
Olay gününe ilişkin doğrudan bilgisinin olmadığını, olayı bir gün sonra öğrendiklerini söyleyen Recep Biçer, kardeşinin çocuklarına düşkün olduğunu belirterek, "Maktul çocuklarına çok düşkündü. Velayet davası açmıştı. Sanık da ‘Tamam, çocukları sana vereyim’ demiş ve bir plan yapmış. Kardeşimin çocuklarına düşkünlüğünü kullanarak onu götürüp bu olayı işledi" iddiasında bulundu.
Sanık Hızır Çelik ise Recep Biçer’in beyanlarının ardından savunma yaptı. Müştekinin doğru konuşmadığını öne süren Çelik, "Eğer ben bunu planlasaydım, bunun içinde emniyetin ve kadın sığınma evinin de olması gerekirdi. Çünkü birçok defa ifade vermişti. Ben onu öldürmek istesem zaten öldürürdüm, neden bunlara haber vereyim?" dedi.

"Çocukları vereceğimi söyledim"
Maktulün ailesiyle sorunlar yaşadığını ileri süren sanık Çelik, "Bu insanlar baş edilebilecek insanlar değildi. Recep Biçer’in başkalarıyla kötü bir hayat sürdüğünü biliyorum. Bu süreçten sonra beni sürekli olayın içinde tutmuşlar. Benim faturalı hattımı 7 yaşındaki çocuğum kullanıyordu. Psikolojik destek alırken maktule onu öldüreceğimi nasıl söyleyebilirler? Maktulün daha önce başka biriyle birlikte olduğunu da biliyorlardı. Ben bunlarla mücadele ediyordum. Ben en sonunda çocukları vereceğimi söyledim. Sığınma evindeyken de orada yaşayamadığını söyledi. Kendisi ayrıldı, otelde kalacağını söyledi. Ben onun yerine çocuklarıma annelik yapıyordum. Çünkü o çocuklarıma şiddet uyguluyordu, kendi kendine jilet atıyordu. Ben müşteki taraftan zaten rahatsızdım" dedi.

"Bir mesaj yüzünden adam mı öldürülür"
Sanık avukatının sorusu üzerine yeniden konuşan Recep Biçer, maktule ait telefon hattıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Biçer, "Biz maktulün telefon hattı senin adına olduğu için, madem böyle bir şey varsa dokümanını çıkar, delil olarak bize göster dedik. Biri birine mesaj attı diye adam mı öldürülür? Sanık bana boşanmadan önce mesajı gösterdi. Mesajda ‘Nasılsın canım’ yazıyordu ancak muhatabın ismi yoktu, sadece bir numara vardı. Ben bunu maktule sordum. Hanım da telefon hattının zaten sanığa ait olduğunu, bir şey varsa çıkarıp getirmesini söyledi. Birine böyle bir mesaj atmadığını belirtti" ifadelerini kullandı.
Katılan Resul Biçer’in vekili Avukat Yağmur Burçin Sayın Kurt ise savunma tanığının anlatımlarını kabul etmediklerini belirterek, "Ortada bir aldatma söz konusu ise boşanmadan sonra tekrar görüşmesi maktulü affettiği anlamına gelir. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini bildiririz. Zaten sevgilisi de buraya tanık olarak gelmiştir. Müşteki Resul’ün kayıp ilanında bir Facebook mesajı sunduğu doğru değildir. Tek sunduğu mesaj, maktulün ‘Ben artık evden gidiyorum’ şeklindeki mesajına dairdir. Sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederiz" dedi.
Maktul Hanım Biçer’in ağabeyi Resul Biçer de duruşmada söz alarak, "Nasılsın canım mesajını sanığın, maktulü öldürmek için kendisinin kurguladığını değerlendiriyorum" dedi.
Mahkeme heyeti, sanık Hızır Çelik’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Antalya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.