Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor

SAĞLIK (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 12.03.2026 - 11:32, Güncelleme: 12.03.2026 - 10:54
 

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor

Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybı ve körlüğe neden olabiliyor. Toplam körlük vakalarının yüzde 30’undan sorumlu olan bu rahatsızlıkta hastaların yalnızca beşte biri durumunun farkında bulunuyor.Göz içi basıncının yavaş yavaş artmasıyla birlikte görme sinirinde hasara neden olan glokom, uzun süre belirgin bir şikayet vermeden ilerliyor. Hastalık nedeniyle oluşan görme kayıplarının geri dönüşü olmuyor. Genetik yatkınlık, rahatsızlıkta en önemli risk faktörlerinin başında geliyor. Anne, baba ya da kardeş gibi birinci derece akrabalarında hastalık bulunan kişilerde risk 10 kata kadar artabiliyor. İleri yaş, diyabet, tansiyon, migren ve göz yaralanmaları da riski artıran diğer etkenler olarak öne çıkıyor. Açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki türü bulunan glokom, erken teşhis edilmediğinde kalıcı hasarlar bırakıyor.Körlük nedenleri arasında ikinci sıradaAcıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, hastalığın sinsi ilerlediğini ve kişinin günlük hayatta durumu fark edemediğini belirterek, "Dünya üzerinde 70-80 milyon kişi glokom hastası ve bunların 7-8 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Şu anda körlükle sonuçlanan göz hastalıkları içinde ikinci sırada. İlk sırada katarakt var ama kataraktın tedavisi var. Glokom ise geriye dönüşsüz bir göz siniri hasarı oluşturuyor" dedi.Kırk yaş sonrası kontroller önemliHastalığın hiçbir belirti vermediği için ancak muayenelerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Deveci, "Yaşla beraber sıklık artıyor, o yüzden 40 yaş sonrası kontroller çok önemli. Ailede varsa genetik etmenler devreye girdiği için daha sık takipler, göz tansiyonunun ölçülmesi, bazı filmlerin çekilmesi ve görme alanı testinin yapılması büyük önem taşıyor. Hastalık sinsi seyredip görme alanında daralmaya yol açıyor. Bu daralma en çevreden, yani perifer dediğimiz alandan başlayıp merkeze doğru geliyor" şeklinde konuştu.Erken teşhis ve acil müdahaleErken teşhis ve uygulanacak tedavi adımlarının önemine değinen Uzm. Dr. Deveci, "Çok fazla gecikilmeden tedaviye başlanması son derece önemli. Tedavide ilk aşamada göz tansiyonu damlaları veriyoruz. Eğer hasta bundan fayda görmezse lazer tedavisi, yine fayda görmezse cerrahisi var. Özellikle dar açılı glokomda ’açı kapanması’ dediğimiz akut bir olay ortaya çıkabiliyor. Şiddetli ağrı ile başlayan görme bulanıklığı, ışıklar etrafında hareler görme gibi oldukça şiddetli semptomlar var. Ciddi bir baş ağrısı ile seyreden bu tabloya hemen müdahale edilmesi ve göz içi basıncının birden düşürülmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Göz tansiyonu kalıcı görme kaybına yol açabiliyor
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybı ve körlüğe neden olabiliyor. Toplam körlük vakalarının yüzde 30’undan sorumlu olan bu rahatsızlıkta hastaların yalnızca beşte biri durumunun farkında bulunuyor.
Göz içi basıncının yavaş yavaş artmasıyla birlikte görme sinirinde hasara neden olan glokom, uzun süre belirgin bir şikayet vermeden ilerliyor. Hastalık nedeniyle oluşan görme kayıplarının geri dönüşü olmuyor. Genetik yatkınlık, rahatsızlıkta en önemli risk faktörlerinin başında geliyor. Anne, baba ya da kardeş gibi birinci derece akrabalarında hastalık bulunan kişilerde risk 10 kata kadar artabiliyor. İleri yaş, diyabet, tansiyon, migren ve göz yaralanmaları da riski artıran diğer etkenler olarak öne çıkıyor. Açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki türü bulunan glokom, erken teşhis edilmediğinde kalıcı hasarlar bırakıyor.

Körlük nedenleri arasında ikinci sırada
Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, hastalığın sinsi ilerlediğini ve kişinin günlük hayatta durumu fark edemediğini belirterek, "Dünya üzerinde 70-80 milyon kişi glokom hastası ve bunların 7-8 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Şu anda körlükle sonuçlanan göz hastalıkları içinde ikinci sırada. İlk sırada katarakt var ama kataraktın tedavisi var. Glokom ise geriye dönüşsüz bir göz siniri hasarı oluşturuyor" dedi.

Kırk yaş sonrası kontroller önemli
Hastalığın hiçbir belirti vermediği için ancak muayenelerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Deveci, "Yaşla beraber sıklık artıyor, o yüzden 40 yaş sonrası kontroller çok önemli. Ailede varsa genetik etmenler devreye girdiği için daha sık takipler, göz tansiyonunun ölçülmesi, bazı filmlerin çekilmesi ve görme alanı testinin yapılması büyük önem taşıyor. Hastalık sinsi seyredip görme alanında daralmaya yol açıyor. Bu daralma en çevreden, yani perifer dediğimiz alandan başlayıp merkeze doğru geliyor" şeklinde konuştu.

Erken teşhis ve acil müdahale
Erken teşhis ve uygulanacak tedavi adımlarının önemine değinen Uzm. Dr. Deveci, "Çok fazla gecikilmeden tedaviye başlanması son derece önemli. Tedavide ilk aşamada göz tansiyonu damlaları veriyoruz. Eğer hasta bundan fayda görmezse lazer tedavisi, yine fayda görmezse cerrahisi var. Özellikle dar açılı glokomda ’açı kapanması’ dediğimiz akut bir olay ortaya çıkabiliyor. Şiddetli ağrı ile başlayan görme bulanıklığı, ışıklar etrafında hareler görme gibi oldukça şiddetli semptomlar var. Ciddi bir baş ağrısı ile seyreden bu tabloya hemen müdahale edilmesi ve göz içi basıncının birden düşürülmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

İzmir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.