Kalp hastalıklarına karşı üç kritik adım: Kontrol, beslenme ve hareket
SAĞLIK
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
03.11.2026 - 10:31, Güncelleme:
03.11.2026 - 10:15
Kalp hastalıklarına karşı üç kritik adım: Kontrol, beslenme ve hareket
Kalp hastalıklarına karşı üç kritik adım: Kontrol, beslenme ve hareket
Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, 40 yaş üzerindeki bireyleri uyararak, "Genetik mirasımızı değiştiremeyiz ancak yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kalbimizi koruyabiliriz" dedi.Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, kalp ve damar hastalıklarının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirterek, koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekti.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’deki ölümlerin yüzde 34,7’sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını ifade eden Okar, bu oranın yılda yaklaşık 170 bin, günde ise 470 kişinin hayatını kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi."Ülkemizde yaklaşık her üç dakikada bir kişiyi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle kaybediyoruz. En sık karşılaştığımız sorunların başında koroner arter hastalıkları, yani kalbi besleyen damarlardaki daralma ve tıkanıklıklar geliyor. Ancak asıl önemli olan, hastalık ortaya çıkmadan önce riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak" diyen Okar, ailesinde kalp krizi, damar tıkanıklığı veya inme öyküsü bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguladı.Şikayeti ya da aile öyküsü bulunmayan bireylerin de 40 yaşından itibaren tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini kontrol ettirmesini öneren Okar, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerinin sunduğu koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanılabileceğini, e-Nabız üzerinden yapılan kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin de kişilerin riskleri hakkında fikir edinmesine yardımcı olduğunu belirtti.Obezite ve hareketsizlik kalbi tehdit ediyorToplumun yaklaşık beşte birinin obezite sınırlarında bulunduğunu söyleyen Okar, erkeklerin yüzde 83’ünün, kadınların ise yüzde 90’ının önerilen düzeyde fiziksel aktivite yapmadığını ifade ederek, özellikle Çukurova Bölgesi’ndeki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti. Okar, "Kebaplar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler kültürümüzün önemli bir parçası. Ancak özellikle doymuş yağlardan, aşırı karbonhidrat tüketiminden ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Porsiyon kontrolünü sağlamalı, sebze ve meyve tüketimini artırmalı, düzenli egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz" dedi.Hazırlıksız halı saha maçlarına dikkatHaftada dört-beş gün düzenli aerobik egzersiz yapılmasını öneren Okar, uzun süre hareketsiz kalan kişilerin aniden yoğun ve rekabetçi sporlara yönelmesinin risk oluşturabileceğini söyledi. 40 yaş üzerindeki erkeklerde yaygın olan halı saha maçlarına ilişkin şu uyarıda bulundu:"Hafta boyunca hiç egzersiz yapmayan kişilerin haftada bir kez yüksek tempolu halı saha maçına çıkmasını önermiyoruz. Bu tür ani ve yoğun fiziksel aktiviteler nabzı ve kan basıncını hızla yükseltebilir. Özellikle altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde ciddi sorunlara yol açabilir."Bilinçsiz gıda takviyesi kullanımı ciddi sorunlara yol açabilirProtein tozları ve çeşitli gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini belirten Okar, içeriği bilinmeyen ürünlerin kalp ve böbrek sağlığı açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Takviye ürün kullanımı sonrasında çarpıntı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma şikâyetleriyle başvuran hastalarla karşılaştıklarını anlatan Okar, bu ürünlerin hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamasını önerdi.Kolesterol ilaçlarını kulaktan dolma bilgilerle bırakmayınToplumda kolesterol ilaçlarına yönelik yanlış inanışların yaygın olduğunu belirten Okar, özellikle kalp krizi veya inme açısından yüksek risk taşıyan hastaların tedavilerini kendi kararlarıyla bırakmamaları gerektiğini söyledi.Dr. Okar, bazı hastaların ilaçların yan etkilerinden endişe ederek tedavilerini bırakabildiğini belirterek, "Ancak daha önce kalp ve damar hastalığı geçirmiş, inme riski yüksek veya LDL kolesterol düzeyi çok yüksek olan hastalarımızda ilaç tedavisi hayati önem taşıyabilir. Tedavi kararı mutlaka hastanın risk durumuna göre hekim tarafından verilmelidir" dedi.Kalp sağlığını korumanın sanıldığı kadar zor olmadığını belirten Okar, düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, kilo kontrolü ve fiziksel aktivitenin önemini hatırlattı.Okar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:"Genetiğimizi değiştiremeyiz, ancak değiştirebileceğimiz çok şey var. Tansiyonumuzu ölçtürelim, yüksekse takip edelim. Beslenmemizi düzenleyelim, hareketsiz kalmayalım, yürüyelim. Adana’da yaşıyoruz; narenciyemiz, narımız, sağlıklı beslenmemize katkı sağlayacak pek çok ürünümüz var. Kebabımızı da yiyelim ama porsiyonumuzu azaltalım. Kalbimizi korumak bizim elimizde."
Kalp hastalıklarına karşı üç kritik adım: Kontrol, beslenme ve hareket
Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, 40 yaş üzerindeki bireyleri uyararak, "Genetik mirasımızı değiştiremeyiz ancak yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kalbimizi koruyabiliriz" dedi.
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, kalp ve damar hastalıklarının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirterek, koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’deki ölümlerin yüzde 34,7’sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını ifade eden Okar, bu oranın yılda yaklaşık 170 bin, günde ise 470 kişinin hayatını kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi.
"Ülkemizde yaklaşık her üç dakikada bir kişiyi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle kaybediyoruz. En sık karşılaştığımız sorunların başında koroner arter hastalıkları, yani kalbi besleyen damarlardaki daralma ve tıkanıklıklar geliyor. Ancak asıl önemli olan, hastalık ortaya çıkmadan önce riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak" diyen Okar, ailesinde kalp krizi, damar tıkanıklığı veya inme öyküsü bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguladı.
Şikayeti ya da aile öyküsü bulunmayan bireylerin de 40 yaşından itibaren tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini kontrol ettirmesini öneren Okar, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerinin sunduğu koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanılabileceğini, e-Nabız üzerinden yapılan kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin de kişilerin riskleri hakkında fikir edinmesine yardımcı olduğunu belirtti.
Obezite ve hareketsizlik kalbi tehdit ediyor
Toplumun yaklaşık beşte birinin obezite sınırlarında bulunduğunu söyleyen Okar, erkeklerin yüzde 83’ünün, kadınların ise yüzde 90’ının önerilen düzeyde fiziksel aktivite yapmadığını ifade ederek, özellikle Çukurova Bölgesi’ndeki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti. Okar, "Kebaplar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler kültürümüzün önemli bir parçası. Ancak özellikle doymuş yağlardan, aşırı karbonhidrat tüketiminden ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Porsiyon kontrolünü sağlamalı, sebze ve meyve tüketimini artırmalı, düzenli egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz" dedi.
Hazırlıksız halı saha maçlarına dikkat
Haftada dört-beş gün düzenli aerobik egzersiz yapılmasını öneren Okar, uzun süre hareketsiz kalan kişilerin aniden yoğun ve rekabetçi sporlara yönelmesinin risk oluşturabileceğini söyledi. 40 yaş üzerindeki erkeklerde yaygın olan halı saha maçlarına ilişkin şu uyarıda bulundu:
"Hafta boyunca hiç egzersiz yapmayan kişilerin haftada bir kez yüksek tempolu halı saha maçına çıkmasını önermiyoruz. Bu tür ani ve yoğun fiziksel aktiviteler nabzı ve kan basıncını hızla yükseltebilir. Özellikle altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde ciddi sorunlara yol açabilir."
Bilinçsiz gıda takviyesi kullanımı ciddi sorunlara yol açabilir
Protein tozları ve çeşitli gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini belirten Okar, içeriği bilinmeyen ürünlerin kalp ve böbrek sağlığı açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Takviye ürün kullanımı sonrasında çarpıntı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma şikâyetleriyle başvuran hastalarla karşılaştıklarını anlatan Okar, bu ürünlerin hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamasını önerdi.
Kolesterol ilaçlarını kulaktan dolma bilgilerle bırakmayın
Toplumda kolesterol ilaçlarına yönelik yanlış inanışların yaygın olduğunu belirten Okar, özellikle kalp krizi veya inme açısından yüksek risk taşıyan hastaların tedavilerini kendi kararlarıyla bırakmamaları gerektiğini söyledi.
Dr. Okar, bazı hastaların ilaçların yan etkilerinden endişe ederek tedavilerini bırakabildiğini belirterek, "Ancak daha önce kalp ve damar hastalığı geçirmiş, inme riski yüksek veya LDL kolesterol düzeyi çok yüksek olan hastalarımızda ilaç tedavisi hayati önem taşıyabilir. Tedavi kararı mutlaka hastanın risk durumuna göre hekim tarafından verilmelidir" dedi.
Kalp sağlığını korumanın sanıldığı kadar zor olmadığını belirten Okar, düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, kilo kontrolü ve fiziksel aktivitenin önemini hatırlattı.
Okar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Genetiğimizi değiştiremeyiz, ancak değiştirebileceğimiz çok şey var. Tansiyonumuzu ölçtürelim, yüksekse takip edelim. Beslenmemizi düzenleyelim, hareketsiz kalmayalım, yürüyelim. Adana’da yaşıyoruz; narenciyemiz, narımız, sağlıklı beslenmemize katkı sağlayacak pek çok ürünümüz var. Kebabımızı da yiyelim ama porsiyonumuzu azaltalım. Kalbimizi korumak bizim elimizde."
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Sefa Okar, kalp ve damar hastalıklarının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirterek, koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’deki ölümlerin yüzde 34,7’sinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını ifade eden Okar, bu oranın yılda yaklaşık 170 bin, günde ise 470 kişinin hayatını kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi.
"Ülkemizde yaklaşık her üç dakikada bir kişiyi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle kaybediyoruz. En sık karşılaştığımız sorunların başında koroner arter hastalıkları, yani kalbi besleyen damarlardaki daralma ve tıkanıklıklar geliyor. Ancak asıl önemli olan, hastalık ortaya çıkmadan önce riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak" diyen Okar, ailesinde kalp krizi, damar tıkanıklığı veya inme öyküsü bulunan kişilerin düzenli sağlık kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguladı.
Şikayeti ya da aile öyküsü bulunmayan bireylerin de 40 yaşından itibaren tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini kontrol ettirmesini öneren Okar, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerinin sunduğu koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanılabileceğini, e-Nabız üzerinden yapılan kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin de kişilerin riskleri hakkında fikir edinmesine yardımcı olduğunu belirtti.
Obezite ve hareketsizlik kalbi tehdit ediyor
Toplumun yaklaşık beşte birinin obezite sınırlarında bulunduğunu söyleyen Okar, erkeklerin yüzde 83’ünün, kadınların ise yüzde 90’ının önerilen düzeyde fiziksel aktivite yapmadığını ifade ederek, özellikle Çukurova Bölgesi’ndeki beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti. Okar, "Kebaplar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler kültürümüzün önemli bir parçası. Ancak özellikle doymuş yağlardan, aşırı karbonhidrat tüketiminden ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Porsiyon kontrolünü sağlamalı, sebze ve meyve tüketimini artırmalı, düzenli egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz" dedi.
Hazırlıksız halı saha maçlarına dikkat
Haftada dört-beş gün düzenli aerobik egzersiz yapılmasını öneren Okar, uzun süre hareketsiz kalan kişilerin aniden yoğun ve rekabetçi sporlara yönelmesinin risk oluşturabileceğini söyledi. 40 yaş üzerindeki erkeklerde yaygın olan halı saha maçlarına ilişkin şu uyarıda bulundu:
"Hafta boyunca hiç egzersiz yapmayan kişilerin haftada bir kez yüksek tempolu halı saha maçına çıkmasını önermiyoruz. Bu tür ani ve yoğun fiziksel aktiviteler nabzı ve kan basıncını hızla yükseltebilir. Özellikle altta yatan kalp hastalığı bulunan kişilerde ciddi sorunlara yol açabilir."
Bilinçsiz gıda takviyesi kullanımı ciddi sorunlara yol açabilir
Protein tozları ve çeşitli gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanılmaması gerektiğini belirten Okar, içeriği bilinmeyen ürünlerin kalp ve böbrek sağlığı açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Takviye ürün kullanımı sonrasında çarpıntı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma şikâyetleriyle başvuran hastalarla karşılaştıklarını anlatan Okar, bu ürünlerin hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamasını önerdi.
Kolesterol ilaçlarını kulaktan dolma bilgilerle bırakmayın
Toplumda kolesterol ilaçlarına yönelik yanlış inanışların yaygın olduğunu belirten Okar, özellikle kalp krizi veya inme açısından yüksek risk taşıyan hastaların tedavilerini kendi kararlarıyla bırakmamaları gerektiğini söyledi.
Dr. Okar, bazı hastaların ilaçların yan etkilerinden endişe ederek tedavilerini bırakabildiğini belirterek, "Ancak daha önce kalp ve damar hastalığı geçirmiş, inme riski yüksek veya LDL kolesterol düzeyi çok yüksek olan hastalarımızda ilaç tedavisi hayati önem taşıyabilir. Tedavi kararı mutlaka hastanın risk durumuna göre hekim tarafından verilmelidir" dedi.
Kalp sağlığını korumanın sanıldığı kadar zor olmadığını belirten Okar, düzenli tansiyon ölçümü, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, kilo kontrolü ve fiziksel aktivitenin önemini hatırlattı.
Okar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Genetiğimizi değiştiremeyiz, ancak değiştirebileceğimiz çok şey var. Tansiyonumuzu ölçtürelim, yüksekse takip edelim. Beslenmemizi düzenleyelim, hareketsiz kalmayalım, yürüyelim. Adana’da yaşıyoruz; narenciyemiz, narımız, sağlıklı beslenmemize katkı sağlayacak pek çok ürünümüz var. Kebabımızı da yiyelim ama porsiyonumuzu azaltalım. Kalbimizi korumak bizim elimizde."
Adana HABERİ
www.ehaber.tv.tr
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

