Unutkanlık, beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir

SAĞLIK (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 07.04.2026 - 10:31, Güncelleme: 07.04.2026 - 10:14
 

Unutkanlık, beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir

Unutkanlık, beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir
Unutkanlık, gündelik hayatın çoğu zaman sıradan bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu her zaman masum olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, unutkanlığın ne zaman normal sınırlar içinde kaldığını, ne zaman bir hastalığın habercisi olabileceğini anlatarak, "Aradaki fark bilginin kaybolup kaybolmaması" dedi.Bir çok insanın çok da üstünde durmadığı unutkanlık, bazen beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir. Özellikle tekrar eden ve yaşam kalitesini etkilemeye başlayan unutkanlıkların "yaşla gelen doğal bir durum" olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, normal ve hastalığa bağlı unutkanlık arasındaki farkı şöyle açıkladı: "Unutmak, hepimizin hayatının bir parçası. Anahtarımızı nereye koyduğumuzu unutabiliriz, bir ismi hatırlamakta zorlanabiliriz ya da mutfağa neden girdiğimizi birkaç saniyeliğine hatırlamayabiliriz. Bunların çoğu aslında normaldir. Normal unutkanlıkta bilgi kaybolmaz, sadece ulaşmak gecikebilir. Bir süre sonra hatırlanır. Ama hastalığa bağlı unutkanlıkta bilgi gerçekten kaybolur. Yani kişi aynı soruyu tekrar tekrar sorar, aynı olayı yeniden yaşar gibi anlatır ve bunun farkında olmaz. İşte bu noktada unutkanlık artık bir ‘durum’ değil, bir ‘işaret’ haline gelir."Günlük yaşamı olumsuz etkileyebilirDoç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Özellikle günlük yaşamı etkilemeye başlayan unutkanlıklar bizim için alarmdır. Kişinin tanıdık bir yerde yolunu kaybetmesi, para işlerini karıştırması, yemek yaparken aşamaları unutması ya da kelime bulmakta belirgin zorlanması Bunlar ‘yaş aldım normaldir’ diye geçiştirilecek şeyler değildir" diye konuştu. Unutkanlığın en bilinen nedenlerinden biri olan Alzheimer hastalığının genellikle sinsi başladığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "En erken dönemde hastalar yeni bilgileri öğrenmekte zorlanır. Aynı soruları tekrar eder, randevularını unutur, eşyalarını alışılmadık yerlere koyar. Ama burada önemli bir detay var; Alzheimer sadece unutkanlık değildir. Bir süre sonra kişi yönünü bulmakta zorlanır, karar vermede güçlük yaşar ve günlük hayatın organizasyonu bozulmaya başlar." dedi.Gençlerde unutkanlığın nedenleriHer unutkanlığın ciddi bir nörolojik hastalık anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, özellikle gençlerde farklı nedenlerin ön planda olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Özellikle genç yaşta görülen unutkanlıkların büyük bir kısmı aslında beyin hastalığı değildir. Uyku eksikliği, yoğun stres, anksiyete, depresyon ve sürekli maruz kaldığımız dijital bilgi yükü Bunların hepsi dikkat sistemimizi bozar. Ve şunu unutmamak gerekir: Hafıza, dikkat olmadan çalışmaz. Ben bu durumu şöyle özetliyorum: Sorun bazen hafızada değil, dikkatin kendisindedir. Stresin hafıza üzerindeki etkisi ise düşündüğümüzden çok daha güçlü. Beynimiz stres altındayken öğrenmeye değil, hayatta kalmaya odaklanır. Bu nedenle bilgi kaydı zayıflar, dikkat dağılır ve kişi kendini ‘çok unutkanım’ diye tarif etmeye başlar. Aslında beyin o anda farklı bir önceliklendirme yapıyordur" ifadelerini kullandı.Erken tanı hastalığın seyrini değiştirebilirUnutkanlığın ilerleyici bir hal alması durumunda vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şu uyarılarda bulundu: "Eğer unutkanlık giderek artıyorsa, günlük yaşamı etkiliyorsa, yakınlarınız bu durumu fark ediyorsa ya da buna davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa, zaman kaybetmemek gerekir. Çünkü erken değerlendirme, sadece tanı koymak için değil, süreci doğru yönetmek için de kritik öneme sahiptir. Tanı süreci de çoğu zaman sanıldığı gibi tek bir testten ibaret değildir. Bu bir bulmacaya benzer. Hastanın öyküsü, yakınlarının gözlemleri, bilişsel testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemeleri bir araya getirilir. Gerektiğinde daha ileri biyobelirteçler de kullanılabilir. Ama en önemli veri çoğu zaman hastanın hayat hikayesidir."Erken tanının, hastalığın seyrini yönetmede büyük avantaj sağladığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Erken tanının önemi tam da burada ortaya çıkar. Çünkü biz hastalığı her zaman ortadan kaldıramayabiliriz, ama süreci yönetebiliriz. Erken tanı ile hastanın bağımsızlığı daha uzun süre korunabilir, uygun tedaviler zamanında başlanabilir ve aile bu sürece hazırlıklı hale gelir. Erken tanı, hayatın geri kalanını daha doğru planlayabilme şansıdır" dedi.Beyin sağlığı için yaşam tarzı belirleyici olabilirHafızayı korumada yaşam tarzının belirleyici olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şu önerilerde bulundu: "Beyin kullanılınca gelişir. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal etkileşim, yeni şeyler öğrenmek, okumak, üretmek Bunların hepsi beynin sağlıklı kalmasını destekler. Bunun yanında tansiyon, şeker ve genel sağlık kontrolü de en az zihinsel aktiviteler kadar önemlidir."Unutkanlığın nedenine göre geri dönüşünün mümkün olabileceğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer altta yatan neden depresyon, vitamin eksikliği ya da uyku bozukluğu ise unutkanlık gerileyebilir. Ama Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarda tamamen geri dönüş mümkün değildir. Ancak bu, hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmez. Doğru tedavi ve doğru yaklaşım ile süreci yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Unutmak değil, unutmayı fark etmemek tehlikelidir. Çünkü beyin bize sinyaller verir. Önemli olan, o sinyalleri zamanında duyabilmektir."
Unutkanlık, beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir
Unutkanlık, gündelik hayatın çoğu zaman sıradan bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu her zaman masum olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, unutkanlığın ne zaman normal sınırlar içinde kaldığını, ne zaman bir hastalığın habercisi olabileceğini anlatarak, "Aradaki fark bilginin kaybolup kaybolmaması" dedi.
Bir çok insanın çok da üstünde durmadığı unutkanlık, bazen beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir. Özellikle tekrar eden ve yaşam kalitesini etkilemeye başlayan unutkanlıkların "yaşla gelen doğal bir durum" olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, normal ve hastalığa bağlı unutkanlık arasındaki farkı şöyle açıkladı: "Unutmak, hepimizin hayatının bir parçası. Anahtarımızı nereye koyduğumuzu unutabiliriz, bir ismi hatırlamakta zorlanabiliriz ya da mutfağa neden girdiğimizi birkaç saniyeliğine hatırlamayabiliriz. Bunların çoğu aslında normaldir. Normal unutkanlıkta bilgi kaybolmaz, sadece ulaşmak gecikebilir. Bir süre sonra hatırlanır. Ama hastalığa bağlı unutkanlıkta bilgi gerçekten kaybolur. Yani kişi aynı soruyu tekrar tekrar sorar, aynı olayı yeniden yaşar gibi anlatır ve bunun farkında olmaz. İşte bu noktada unutkanlık artık bir ‘durum’ değil, bir ‘işaret’ haline gelir."

Günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir
Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Özellikle günlük yaşamı etkilemeye başlayan unutkanlıklar bizim için alarmdır. Kişinin tanıdık bir yerde yolunu kaybetmesi, para işlerini karıştırması, yemek yaparken aşamaları unutması ya da kelime bulmakta belirgin zorlanması Bunlar ‘yaş aldım normaldir’ diye geçiştirilecek şeyler değildir" diye konuştu. Unutkanlığın en bilinen nedenlerinden biri olan Alzheimer hastalığının genellikle sinsi başladığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "En erken dönemde hastalar yeni bilgileri öğrenmekte zorlanır. Aynı soruları tekrar eder, randevularını unutur, eşyalarını alışılmadık yerlere koyar. Ama burada önemli bir detay var; Alzheimer sadece unutkanlık değildir. Bir süre sonra kişi yönünü bulmakta zorlanır, karar vermede güçlük yaşar ve günlük hayatın organizasyonu bozulmaya başlar." dedi.

Gençlerde unutkanlığın nedenleri
Her unutkanlığın ciddi bir nörolojik hastalık anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, özellikle gençlerde farklı nedenlerin ön planda olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Özellikle genç yaşta görülen unutkanlıkların büyük bir kısmı aslında beyin hastalığı değildir. Uyku eksikliği, yoğun stres, anksiyete, depresyon ve sürekli maruz kaldığımız dijital bilgi yükü Bunların hepsi dikkat sistemimizi bozar. Ve şunu unutmamak gerekir: Hafıza, dikkat olmadan çalışmaz. Ben bu durumu şöyle özetliyorum: Sorun bazen hafızada değil, dikkatin kendisindedir. Stresin hafıza üzerindeki etkisi ise düşündüğümüzden çok daha güçlü. Beynimiz stres altındayken öğrenmeye değil, hayatta kalmaya odaklanır. Bu nedenle bilgi kaydı zayıflar, dikkat dağılır ve kişi kendini ‘çok unutkanım’ diye tarif etmeye başlar. Aslında beyin o anda farklı bir önceliklendirme yapıyordur" ifadelerini kullandı.

Erken tanı hastalığın seyrini değiştirebilir
Unutkanlığın ilerleyici bir hal alması durumunda vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şu uyarılarda bulundu: "Eğer unutkanlık giderek artıyorsa, günlük yaşamı etkiliyorsa, yakınlarınız bu durumu fark ediyorsa ya da buna davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa, zaman kaybetmemek gerekir. Çünkü erken değerlendirme, sadece tanı koymak için değil, süreci doğru yönetmek için de kritik öneme sahiptir. Tanı süreci de çoğu zaman sanıldığı gibi tek bir testten ibaret değildir. Bu bir bulmacaya benzer. Hastanın öyküsü, yakınlarının gözlemleri, bilişsel testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemeleri bir araya getirilir. Gerektiğinde daha ileri biyobelirteçler de kullanılabilir. Ama en önemli veri çoğu zaman hastanın hayat hikayesidir."
Erken tanının, hastalığın seyrini yönetmede büyük avantaj sağladığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Erken tanının önemi tam da burada ortaya çıkar. Çünkü biz hastalığı her zaman ortadan kaldıramayabiliriz, ama süreci yönetebiliriz. Erken tanı ile hastanın bağımsızlığı daha uzun süre korunabilir, uygun tedaviler zamanında başlanabilir ve aile bu sürece hazırlıklı hale gelir. Erken tanı, hayatın geri kalanını daha doğru planlayabilme şansıdır" dedi.

Beyin sağlığı için yaşam tarzı belirleyici olabilir
Hafızayı korumada yaşam tarzının belirleyici olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şu önerilerde bulundu: "Beyin kullanılınca gelişir. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal etkileşim, yeni şeyler öğrenmek, okumak, üretmek Bunların hepsi beynin sağlıklı kalmasını destekler. Bunun yanında tansiyon, şeker ve genel sağlık kontrolü de en az zihinsel aktiviteler kadar önemlidir."
Unutkanlığın nedenine göre geri dönüşünün mümkün olabileceğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer altta yatan neden depresyon, vitamin eksikliği ya da uyku bozukluğu ise unutkanlık gerileyebilir. Ama Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarda tamamen geri dönüş mümkün değildir. Ancak bu, hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmez. Doğru tedavi ve doğru yaklaşım ile süreci yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Unutmak değil, unutmayı fark etmemek tehlikelidir. Çünkü beyin bize sinyaller verir. Önemli olan, o sinyalleri zamanında duyabilmektir."

İzmir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.