Hakan Dikmen
Köşe Yazarı
Hakan Dikmen
 

Basını Cemiyetlere Sığdıramazsınız

O devirler bitti artık!Basını Cemiyetlere Sığdıramazsınız Daha şehirden ayrılalı on-on beş gün olmadı, birileri hemen ortalığı karıştırmaya başlamış, kafamızı dinleyelim dedik ama nerdeee!  Bu şehri kendi hegemonyalarında bir arazi, bir tapulu mülk gibi görüp; “Her şeyin en iyisini biz yaparız, bizden gayrısı fasa fiso” mantığıyla hareket edenlere şu uzak diyardan sormak şart oldu: Pardon, siz kimsiniz? Bu kimlik dağıtma, ruhsat kesme ve meslektaşlarını itibarsızlaştırma yetkisini size kim, hangi kanunun hangi maddesine dayanarak verdi? Hangi hakla bu adımları kendi çiftliğinizde gezinir gibi fütursuzca atıyorsunuz? Durun bir dakika beyler! Bu kadim şehri kendi aranızda parselleme ve sahiplenme cüretinin altında yatan şey nedir acaba? Bizlerin bugüne kadarki sessizliği mi, yoksa sizin sözde haklılığınız mı? Evet, bizler bugüne kadar pek çok adımınıza, sığ söyleminize ve bu şehri hemen her ortamda sıkıntıya sokan malum yaklaşımınıza sustuk. Sustuk; çünkü Erzurum, birilerinin alan açmak uğruna gözünü kırpmadan yaktığı o "anız ateşlerinde" veya kurguladıkları sığ kayıkçı kavgalarında zarar görmesin istedik. Sustuk; çünkü seviyesiz polemiklerin muhatabı olarak, sizlerin eksik kalan taraflarını kendi itibarımızdan ödün vererek tamamlamak istemedik. Ama görüyoruz ki; kendilerini gökten zembille inmiş birer melaike gibi sunanlar, şehrin yegâne sahibiymişçesine üzerlerine vazife olmayan işlerin peşine düşmüşler. Üstelik arkalarına aldıklarını sandıkları siyaset kalkanıyla… Şimdi soruyorum: Bu şehirde Basın Savcılığına kaydını yaptırmış, yaptığı haberlerle kanun önünde hesap verebilirliğe ulaşmış, yasal sorumluluğunu eksiksiz taşıyan kalemlere “Sen gazeteci değilsin” diyerek yok muamelesi yapmak kimin haddine? Anayasamızın amir hükümleri ve basın özgürlüğü ilkeleri ortadayken bu cüreti nereden alıyorsunuz? Asıl ortada olmayan bir şey varsa; o da sizin bu şehrin gerçek sorunlarına karşı sergilediğiniz basiretsiz tutumunuzdur. Şehrin basınını “o’cu”, “bu’cu” ya da “bizden / bizden değil” diye ayrıştırmaya kalkışmak da neyin nesi? İşin en acı tarafı ise, tüm bu haksızlıklara karşı “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla köşesinde susan suskunlardır… Bu sessizliğin tutarlı hiçbir açıklaması olmadığını sizler de gayet iyi biliyorsunuz. Şehrin dağ gibi biriken dertleri bir kenara itilirken, sadece belirli bir kesimin ikbal kaygısı uğruna harcanan emeğe yazık! Unutmayın; bugün haksızlık karşısında sessiz kaldığınız o zihniyet, yarın mutlaka sizin de hareket alanınızı daraltacak, sırayı size getirecektir. Dedik ya; biz sustukça şehir çiftlik, meydan da kuralsız zannedildi. Ama o devirler bitti artık kabullenin, sadece sizin sesinizin duyulduğu o devir bitti…
Ekleme Tarihi: 25 Ağustos 2026 -Salı

Basını Cemiyetlere Sığdıramazsınız

O devirler bitti artık!Basını Cemiyetlere Sığdıramazsınız

Daha şehirden ayrılalı on-on beş gün olmadı, birileri hemen ortalığı karıştırmaya başlamış, kafamızı dinleyelim dedik ama nerdeee! 

Bu şehri kendi hegemonyalarında bir arazi, bir tapulu mülk gibi görüp; Her şeyin en iyisini biz yaparız, bizden gayrısı fasa fiso mantığıyla hareket edenlere şu uzak diyardan sormak şart oldu: Pardon, siz kimsiniz?

Bu kimlik dağıtma, ruhsat kesme ve meslektaşlarını itibarsızlaştırma yetkisini size kim, hangi kanunun hangi maddesine dayanarak verdi? Hangi hakla bu adımları kendi çiftliğinizde gezinir gibi fütursuzca atıyorsunuz?

Durun bir dakika beyler! Bu kadim şehri kendi aranızda parselleme ve sahiplenme cüretinin altında yatan şey nedir acaba? Bizlerin bugüne kadarki sessizliği mi, yoksa sizin sözde haklılığınız mı?

Evet, bizler bugüne kadar pek çok adımınıza, sığ söyleminize ve bu şehri hemen her ortamda sıkıntıya sokan malum yaklaşımınıza sustuk.

Sustuk; çünkü Erzurum, birilerinin alan açmak uğruna gözünü kırpmadan yaktığı o "anız ateşlerinde" veya kurguladıkları sığ kayıkçı kavgalarında zarar görmesin istedik.

Sustuk; çünkü seviyesiz polemiklerin muhatabı olarak, sizlerin eksik kalan taraflarını kendi itibarımızdan ödün vererek tamamlamak istemedik.

Ama görüyoruz ki; kendilerini gökten zembille inmiş birer melaike gibi sunanlar, şehrin yegâne sahibiymişçesine üzerlerine vazife olmayan işlerin peşine düşmüşler. Üstelik arkalarına aldıklarını sandıkları siyaset kalkanıyla…

Şimdi soruyorum: Bu şehirde Basın Savcılığına kaydını yaptırmış, yaptığı haberlerle kanun önünde hesap verebilirliğe ulaşmış, yasal sorumluluğunu eksiksiz taşıyan kalemlere “Sen gazeteci değilsin” diyerek yok muamelesi yapmak kimin haddine? Anayasamızın amir hükümleri ve basın özgürlüğü ilkeleri ortadayken bu cüreti nereden alıyorsunuz?

Asıl ortada olmayan bir şey varsa; o da sizin bu şehrin gerçek sorunlarına karşı sergilediğiniz basiretsiz tutumunuzdur. Şehrin basınını “o’cu”, “bu’cu” ya da “bizden / bizden değil” diye ayrıştırmaya kalkışmak da neyin nesi?

İşin en acı tarafı ise, tüm bu haksızlıklara karşı “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla köşesinde susan suskunlardır…

Bu sessizliğin tutarlı hiçbir açıklaması olmadığını sizler de gayet iyi biliyorsunuz. Şehrin dağ gibi biriken dertleri bir kenara itilirken, sadece belirli bir kesimin ikbal kaygısı uğruna harcanan emeğe yazık!

Unutmayın; bugün haksızlık karşısında sessiz kaldığınız o zihniyet, yarın mutlaka sizin de hareket alanınızı daraltacak, sırayı size getirecektir.

Dedik ya; biz sustukça şehir çiftlik, meydan da kuralsız zannedildi. Ama o devirler bitti artık kabullenin, sadece sizin sesinizin duyulduğu o devir bitti…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.