Bazı yazıları okuyunca insan ister istemez düşünüyor… Bu şehirde hafıza gerçekten bu kadar mı kısa?
Bugün çıkıp Lütfü Yücelik üzerinden siyaset yapanlar, yıllardır Erzurum’un ekonomik mücadelesinin içinde kimlerin olduğunu gerçekten biliyor mu; yoksa sadece gündem üretmenin kolaycılığına mı kaçıyor?
Kimi Erzurumspor üzerinden vuruyor, kimi Aşkale Çimento üzerinden, kimi de “bu şehre ne yaptı?” diye soruyor.
Peki aynı çevrelere sormak gerekiyor: Erzurum’un ekonomik olarak en zor dönemlerinden geçtiği yıllarda bu şehrin yükünü kim omuzladı?
Bugün konuşmak kolay. Ama 90’lı yılların kriz ortamında, yatırımcının Doğu’ya uğramadığı dönemde Erzurum’da sanayi ayakta kalsın diye mücadele vermek herkesin harcı değildi.
Lütfü Yücelik’i sevebilirsiniz ya da eleştirebilirsiniz. Ama bu şehrin ticaret tarihinde bıraktığı izi yok sayamazsınız.
“Aşkale Çimento’nun merkezi Ankara’ya taşındı” diyenler önce şunu açıklasın: Eğer o dönem o mücadele verilmeseydi Aşkale Çimento bugün tamamen başka sermaye gruplarının eline geçmeyecek miydi?
Bugün binlerce insanın ekmek yediği, bölge ekonomisine hâlâ katkı sunan bir yapının temelinde o dönem verilen ekonomik savaş vardır. O günün şartlarını bilmeden bugünden ahkâm kesmek kolaydır.
Aşkale Çimentonun merkezi Ankara’ya taşınmış olabilir, bu çok da önemli değil. Önemli olan Aşkale Çimentonun vergi adresinin Erzurum olmasıdır.
Sayın Lütfü Yücelik’in Erzurum’a katkıları saymakla biter mi? Zor.
1993’te özelleştirme döneminde fabrikanın tamamen dış sermayeye gitmesi yerine bölgesel ortaklık modeliyle alınması için öncülük etti. Bu da Erzurum ve çevresinde ekonomik hareketliliğin başlangıcı oldu.
Ayrıca ETSO döneminde: Organize sanayi ve üretim altyapısını büyüttü. Erzurum’daki şirketlerin Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları arasına girmesi, KOBİ destekleri, esnaf ve işletmelere finans erişimi konusunda girişimler yaptı.
Özellikle pandemi döneminde küçük işletmelere destek çağrıları yapmış, KOSGEB ve devlet destekleri konusunda ETSO üzerinden aktif açıklamalar yürüttü.
Erzurum iş dünyasında birçok kişi onu:
-
“istikrar sağlayan yönetici”
-
“yatırımcı kimlik”
-
“şehir ekonomisini ayakta tutan isimlerden biri”
olarak değerlendirmiştir. Ve hâlâ öyle değerlendiriliyor.
Yani sözün özü bilmeyenlerin bilmesinde fayda var diye yazıyorum.
“Erzurumspor’a kaç TL verdi?” diye soruyorlar. Mesela birini ben hatırlatayım: Bir TV programının başlattığı yardım kampanyasında 5 milyon TL bağış yaptığı, sizden başka tüm Erzurumlunun hafızasında.
Ayrıca Erzurumspor dediğiniz şey sadece sahadaki 11 futbolcudan ibaret değildir. Arkasında ekonomi vardır, şehir vardır, esnaf vardır, sanayi vardır.
Bugün bu şehir hâlâ belli bir ekonomik direnç gösterebiliyorsa, bunun içinde yıllardır iş dünyasının yükünü çeken insanların payını inkâr etmek vicdansızlık olur.
Bir şehrin ekonomisini ayakta tutmak, iş dünyasını canlı tutmak, yüzlerce işletmenin kapanmasını engellemek dolaylı olarak o şehrin sporuna, gençliğine ve geleceğine katkı değil midir?
Erzurumspor sadece tribünde atkı takmakla değil, güçlü bir şehir ekonomisiyle ayakta kalır. Bu şehirde iş insanı kalmazsa, üretim olmazsa, istihdam olmazsa Erzurumspor’u kim yaşatacak?
Kaldı ki yıllardır Erzurumspor için yapılan destek çağrılarında iş dünyasının içinde bulunan isimlerden biri de yine Lütfü Yücelik olmuştur.
“Lütfü Yücelik kimi valiye götürdü?” diye soruluyor. Bu şehirde herkes bilir ki bazı insanlar kameraların önünde değil, masaların arkasında iş yapar. Her yapılan işin fotoğrafı çekilmez, her temas manşete taşınmaz.
Ama bugün Erzurum iş dünyasında hâlâ sözü dinlenen bir isim varsa, bu da yılların oluşturduğu güvenin sonucudur. Bu şehir çok insan gördü… Konuşup kaybolanları da gördü, sessizce yük taşıyanları da.
Asıl mesele başka.. Bazıları “neden yeniden aday oluyor?” diyor. Çünkü bazı insanlar makam için değil, yarım kalan projeler için yeniden masaya oturur.
Ve gelelim en önemli meseleye… İdris Akdemir neden çekildi? Belki de bu şehirde herkesin göremediği şeyi gördü. Tecrübenin, devlet ilişkilerinin, ekonomik birikimin ve Ankara’daki karşılığının ne kadar önemli olduğunu gördü.
Bugün Erzurum’un en büyük problemi bağıran adam eksikliği değil; yatırım getirecek güçlü ekonomik ilişkiler kurabilen insan eksikliğidir.
Bir gazeteci eleştirebilir. Bu en doğal hakkıdır. Ama eleştiri yapılırken yılların emeğini, verilen mücadeleyi ve şehrin ekonomik gerçeklerini yok saymak kamuoyuna eksik fotoğraf göstermekle birlikte gerçeği çarpıtmaktır.
Lütfü Yücelik kusursuz mudur? Elbette değildir. Hiç kimse değildir.
Fakat mesele Erzurum’un ekonomik hafızasıysa, sanayi geçmişiyse, iş dünyasındaki ağırlığıysa; o ismi birkaç sloganla silmeye çalışmak bu şehrin hafızasına haksızlıktır.
Çünkü bazı insanlar sadece bir kurum başkanı değildir. Bir dönemin ekonomik direncidir vesselam.
