Mehmet Yaşar GENÇ
Köşe Yazarı
Mehmet Yaşar GENÇ
 

Sözün Hasadı (21)

Müjde sevgili kardeşim, müjde! Sabahın ışıkları göründü.   “Ayazla donar tenim, kendimi anlatamam Sabırla filizlensin toprağın âşıkları Bu hengâme içinde yan uzanıp yatamam Gönüllere döşensin sabahın ışıkları.   Sevgili kardeşlerim!   Hep birlikte yaşamış olduğumuz geçmiş ve halen geçmekte olan zaman dilimlerinde, “ümmet ve millet hatta devlet olarak” nice unutulmayacak olan iyilik ve kötülükler ile karşılaştık da yılmadan, usanmadan tümünün üstesinden geldik gelmeye de devam ediyoruz.   Bunlardan bir kaçı:   “İnsan hak ve hürriyetlerinin tam olarak sağlanabilmesi için yapılan çalışmalar, başörtüsü serbestisi, Ayasofya’nın ibadete açılması, Kur’an öğretimi serbestisi vs. Diğer yandan 15 Temmuz darbe girişimi, pandemi süreci, uluslararası ekonomik baskılar, güneyimizden ülkemizi top yekûn etkileyen terör belası vs.”   Bu saydıklarım arasında asıl amacımız ise tarihimizi yeniden iyilikler üzere tekerrür ettirebilmek olmalıdır.   Geçmiş dönemlerde yapılan hatalarımızdan top yekûn dersler çıkarabiliyor isek ne mutlu bize.   Çünkü bu doğru davranış biçimimiz hem insani, hem insanlık için elzem bir harekettir ve ancak bu toprağın âşıklarının hasletlerindendir.   Sabır tarlalarımızda filizlenerek biten bu yeniden doğuşumuzun umut yansıması, “hiç bir şey nedensiz değildir ve ne ekersen onu biçersin” düsturuyla ruh ve beden olarak bütünleşip, bu güzel haslete dönüşerek, yıllarca beklemiş olduğumuz müjdeli sabahlara doğru bizi biraz daha yakınlaştırmış demektir.   Dünya dert ve meşakkatlerimizin ayyuka çıktığı günümüzde, adaletin terazisinin asla şaşmaması gerektir. Oysa geçmişimizde çokça yanlış ve eksik tartısının olduğu herkesçe aşikârdır.   Şairin de dediği gibi:   “Bu hengâme içinde yan uzanıp yatamam.”   Yatmamalıyız da. Eğer ki uyur veya özümüze yabancı birileri tarafından uyutulursak, geçmişte yaşatılan kışlarımızın ayazıyla yeniden ruhumuzu ve tenimizi dondurmak kaçınılmaz olacaktır. Bu ise toplum olarak bize pahalıya patlayacaktır. Bu güzelim ve vefalı coğrafyaya yazık etmiş olacağız demektir.   Buna hiç birimizin hakkı yoktur. O sebeple, kalben ve bedenen, hakikatlere uyanık olmak bizim için namus borcu gibidir.   Bakınız, günümüzde insan ötesi belki insanüstü bir tüketim çılgınlığı kültürü almış başını gidiyor. Bu çarpık ve insanlık dışı davranışımız, hem insanı, hem insanlığımızı da alıp beraberinde yok edip götürüyor. Geleceğimizde bu tükenmişlikten payına düşeni alıyor maalesef!   Dünyanın sömürü düzencileri kurdukları bu sahte cennetlerinin devamı için ellerinden ne geliyor ise onu yapıyorlar. Oyunlarını ona göre kurguluyorlar.   Ya biz ne yapıyoruz?   Belki birçoğumuz bu kötülük fırtınasında savrulup gidiyoruz. Ancak sağlam kalanlarımız müstesna. Onlar ise yollarını iyilik ile örmeye devam ediyorlar. Daim var olsunlar! Sömürü düzencilerinin işte gözden kaçırttıkları tamda bu olsa gerek.   Bu necip milletin vefakâr evlatları, yeniden ruh kökleriyle buluşarak önce filizlendiler sonra fidanlara durdu yürekleri. İnşallah yakın zamanda da çınarlara dönüşerek âleme nizam ve intizam vereceklerdir. Duamız ve umudumuz bu yöndedir. Çünkü insanlığın mutluluk ve huzurlu geleceği, bizim bu merhamet kokan umutlarımızın diri olmasına, hayallerimize bir bir kavuşmamıza bağlıdır.   "Ekonomik bağımsızlık, savunma sanayinde ileri doğru atılım, kendine yeten bir üretim ile “veren el alan elden üstündür” düsturuyla paylaşım yapabilen bir Türkiye, milli manevi ruh ve beden bütünlüğünü kazanmış toplum yapısı, eğitim, kültür ve sağlıkta devrimlerle yol alabilen bir devletin geleceği göz kamaştırır ve elbette müjdelerle taçlanacaktır.”   Bu minvalde yapılan çalışmaları görüyor ve yapanların gayretleri için dua ediyoruz.   Allah milletimiz ve devletimize zeval vermesin. Dünyada bizim de sözümüzün tam bir hüküm ferma olduğu günlerin müjdesini görür gibiyiz.   Aksi için bir sebep yoktur. Eğer her bir birey, aileden başlayarak sorumluluklarımızı yerine getirebilirsek, kaderin mutluluk şadırvanlarını üzerimize boşalttığına şahitlik edeceğiz inşallah. Bu sebeple tarihimiz bizi bize yeniden anlatmaya başlamıştır artık. Bunu hakkıyla idrâk edebilenlere selam olsun!   Kıymetli kardeşlerim..   Şimdi sizleri içinde müjde saklı olan şiirimizle baş başa bırakıyor ve hepinizi Allah’a emanet ediyorum.   “Sıradanlaşan yanım geleni anlayamaz. İçimde ki dervişin yüzünde ki tebessüm, Gönlümün toprağını terk ediyorken ayaz Uzun soluklu bir yol, müjdeyle çarpar göğsüm.”   Kalın sağlıcakla.
Ekleme Tarihi: 02 Ocak 2023 - Pazartesi

Sözün Hasadı (21)

Müjde sevgili kardeşim, müjde!
Sabahın ışıkları göründü.
 
Ayazla donar tenim, kendimi anlatamam
Sabırla filizlensin toprağın âşıkları
Bu hengâme içinde yan uzanıp yatamam
Gönüllere döşensin sabahın ışıkları.
 
Sevgili kardeşlerim!
 
Hep birlikte yaşamış olduğumuz geçmiş ve halen geçmekte olan zaman dilimlerinde, “ümmet ve millet hatta devlet olarak” nice unutulmayacak olan iyilik ve kötülükler ile karşılaştık da yılmadan, usanmadan tümünün üstesinden geldik gelmeye de devam ediyoruz.
 
Bunlardan bir kaçı:
 
İnsan hak ve hürriyetlerinin tam olarak sağlanabilmesi için yapılan çalışmalar, başörtüsü serbestisi, Ayasofya’nın ibadete açılması, Kur’an öğretimi serbestisi vs. Diğer yandan 15 Temmuz darbe girişimi, pandemi süreci, uluslararası ekonomik baskılar, güneyimizden ülkemizi top yekûn etkileyen terör belası vs.
 
Bu saydıklarım arasında asıl amacımız ise tarihimizi yeniden iyilikler üzere tekerrür ettirebilmek olmalıdır.

 

Geçmiş dönemlerde yapılan hatalarımızdan top yekûn dersler çıkarabiliyor isek ne mutlu bize.
 
Çünkü bu doğru davranış biçimimiz hem insani, hem insanlık için elzem bir harekettir ve ancak bu toprağın âşıklarının hasletlerindendir.
 
Sabır tarlalarımızda filizlenerek biten bu yeniden doğuşumuzun umut yansıması, “hiç bir şey nedensiz değildir ve ne ekersen onu biçersin” düsturuyla ruh ve beden olarak bütünleşip, bu güzel haslete dönüşerek, yıllarca beklemiş olduğumuz müjdeli sabahlara doğru bizi biraz daha yakınlaştırmış demektir.
 
Dünya dert ve meşakkatlerimizin ayyuka çıktığı günümüzde, adaletin terazisinin asla şaşmaması gerektir. Oysa geçmişimizde çokça yanlış ve eksik tartısının olduğu herkesçe aşikârdır.
 
Şairin de dediği gibi:
 
Bu hengâme içinde yan uzanıp yatamam.
 
Yatmamalıyız da. Eğer ki uyur veya özümüze yabancı birileri tarafından uyutulursak, geçmişte yaşatılan kışlarımızın ayazıyla yeniden ruhumuzu ve tenimizi dondurmak kaçınılmaz olacaktır. Bu ise toplum olarak bize pahalıya patlayacaktır. Bu güzelim ve vefalı coğrafyaya yazık etmiş olacağız demektir.
 
Buna hiç birimizin hakkı yoktur. O sebeple, kalben ve bedenen, hakikatlere uyanık olmak bizim için namus borcu gibidir.
 
Bakınız, günümüzde insan ötesi belki insanüstü bir tüketim çılgınlığı kültürü almış başını gidiyor. Bu çarpık ve insanlık dışı davranışımız, hem insanı, hem insanlığımızı da alıp beraberinde yok edip götürüyor. Geleceğimizde bu tükenmişlikten payına düşeni alıyor maalesef!
 
Dünyanın sömürü düzencileri kurdukları bu sahte cennetlerinin devamı için ellerinden ne geliyor ise onu yapıyorlar. Oyunlarını ona göre kurguluyorlar.
 
Ya biz ne yapıyoruz?
 
Belki birçoğumuz bu kötülük fırtınasında savrulup gidiyoruz.
Ancak sağlam kalanlarımız müstesna. Onlar ise yollarını iyilik ile örmeye devam ediyorlar. Daim var olsunlar!
Sömürü düzencilerinin işte gözden kaçırttıkları tamda bu olsa gerek.
 
Bu necip milletin vefakâr evlatları, yeniden ruh kökleriyle buluşarak önce filizlendiler sonra fidanlara durdu yürekleri. İnşallah yakın zamanda da çınarlara dönüşerek âleme nizam ve intizam vereceklerdir. Duamız ve umudumuz bu yöndedir. Çünkü insanlığın mutluluk ve huzurlu geleceği, bizim bu merhamet kokan umutlarımızın diri olmasına, hayallerimize bir bir kavuşmamıza bağlıdır.
 
"Ekonomik bağımsızlık, savunma sanayinde ileri doğru atılım, kendine yeten bir üretim ile “veren el alan elden üstündür” düsturuyla paylaşım yapabilen bir Türkiye, milli manevi ruh ve beden bütünlüğünü kazanmış toplum yapısı, eğitim, kültür ve sağlıkta devrimlerle yol alabilen bir devletin geleceği göz kamaştırır ve elbette müjdelerle taçlanacaktır.
 
Bu minvalde yapılan çalışmaları görüyor ve yapanların gayretleri için dua ediyoruz.
 
Allah milletimiz ve devletimize zeval vermesin. Dünyada bizim de sözümüzün tam bir hüküm ferma olduğu günlerin müjdesini görür gibiyiz.
 
Aksi için bir sebep yoktur. Eğer her bir birey, aileden başlayarak sorumluluklarımızı yerine getirebilirsek, kaderin mutluluk şadırvanlarını üzerimize boşalttığına şahitlik edeceğiz inşallah.
Bu sebeple tarihimiz bizi bize yeniden anlatmaya başlamıştır artık.
Bunu hakkıyla idrâk edebilenlere selam olsun!
 
Kıymetli kardeşlerim..
 
Şimdi sizleri içinde müjde saklı olan şiirimizle baş başa bırakıyor ve hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
 
Sıradanlaşan yanım geleni anlayamaz.
İçimde ki dervişin yüzünde ki tebessüm,
Gönlümün toprağını terk ediyorken ayaz
Uzun soluklu bir yol, müjdeyle çarpar göğsüm.”
 
Kalın sağlıcakla.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ehaber.tv.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.