Sosyal psikoloji, bireyin kararlarını çevresindeki küçük grupların telkinleriyle değiştirmesini “sosyal etki” olarak tanımlar. Bu etki, özellikle hırsı yüksek kişilerde daha güçlü işler. Çünkü hırs, aklı gölgeleyen bir dürtüdür.
Hayatın içinden örnekler bize gösteriyor ki: ister bir kaptan olsun, ister bir öğretmen, ister bir iş insanı… Yanlış telkinlere ve yalan vaatlere kapılan kişi, kısa vadede güçlü görünse de uzun vadede yalnızlaşır. Çevresindeki dar grubun çıkarına uyduğunda, geniş kitlenin sesini kaybeder.
Sosyolojik açıdan bu süreç “kaynak tekelleşmesi” olarak adlandırılır. Birkaç kişi, toplumsal pastayı paylaşmak yerine kendi çıkarına yönelir. Bu oyuna uyan lider veya meslek sahibi, hem çeşitliliği yok eder hem de kendi geleceğini daraltır.
Psikoloji ise bu durumu “yanıltıcı güdüleme” olarak açıklar: birey, kısa vadeli vaatlere kapıldığında uzun vadeli değerleri feda eder. Zaafı olan insan, manipülatörler için açık bir hedef haline gelir ve suistimal edilmeye müsaittir.. Sonunda hem kendisi hem de ona uyanlar hüsrana uğrar...
Kısaca: Yanlış telkinlere, yalan vaadlere kapılan kaptan, sonunda gemisini de yolcularını da kaybeder, vesselam..

