''Neyi yasaklıyorsanız, onun karaborsasını üretirsiniz''.Bu, tarihin bize defalarca gösterdiği bir gerçek. Yasak, merakı körükler; merak gizliliği doğurur; gizlilik ise denetimsizliği..!
Denetimsizlikten de suç ve suistimal doğar. O yüzden çözüm yasaklamak değil, öğretmek, bilinçlendirmek, tartışmaktır, destek olmaktır..Bir asırdır çocuklarımızı, gençlerimizi robot gibi yetiştirdiler; sorgulamayan, sadece ezberleyen bir nesil istediler...Bugün büyümüş olanların bir çoğu yasakları, mevkileri keyfince şahsileştiriyor.. Susturdukları her fikir, bastırdıkları her eleştiri, aslında geleceğin tehlikesini hazırladı.. Çünkü merdiven altı oluşumlar,sahte hocalar denetimsizliğin ve baskının bugüne taşınmış ürünüdür.
Okullarımızda çocuklara matematik, tarih, edebiyat anlatıyoruz ama hayatın en temel gerçeği olan hukuku anlatmıyoruz. Oysa bir bireyin haklarını bilmesi, sorumluluklarını anlaması, hangi davranışın suç olduğunu öğrenmesi en az okuma yazma kadar temel bir ihtiyaç. Türk Ceza Kanunu çocuklara erken yaşta öğretilmeli. Hangi davranışın suç olduğunu, hangi hakkın dokunulmaz olduğunu bilmeli. Ama bunun yanında sadece kanun maddeleri değil, vicdanın da önemi öğretilmeli. Çünkü hukuk, vicdanla birleştiğinde toplumsal barışın temeli olur.
Burada bir başka eksik daha var: İslam hukuku. Adaletin, kul hakkının, ahlakın ve vicdanın merkezde olduğu bu öğreti, modern hukukun yanında çocuklara anlatılmalı. Türk Ceza Kanunu modern düzeni sağlarken, İslam hukuku ahlaki çerçeveyi verir. İkisi birlikte öğretilirse çocuklarımız hem vicdan hem de hukuk bilinciyle yetişir. Ölüm sonrası sorumluluk meselesi de burada önemlidir. Hukuken ölümle birlikte cezai sorumluluk sona erer; ama İslam hukukunda kul hakkı ve ahlaki sorumluluk ölümden sonra da devam eder. Çocuklarımız bu farkı bilerek büyümeli.
Bir asırdır, yasakların karaborsa doğurduğu gerçeği görmezden gelindi.. Bu tutum toplumu körleştirmekten başka bir işe yaramadı...O çocuklar büyüdü, bir çoğu bugün liyakatsiz, acımasız, bencil insana dönüştü.. Kimi zalim idareci, oldu, kimi de esnek ayakçı...Çözüm, yasaklamak, gizlemek değil; bilinçlendirmek, tartışmak ve öğretmektir.. Çocuklarımızı, gençlerimizi geleceğe hazırlamak istiyorsak, onlara hem Türk Ceza Kanunu’nu hem de İslam hukukunu anlatmalıyız..Ardından salıvermek yerine sahip çıkıp kendilerini geliştirmelerine fırsat vermeliyiz.. Çünkü bilinçli birey, hem kendini hem toplumu zaten korur..
Bu arada Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’in gayretlerini her zaman takdir etmek gerekir.. Şükürler olsun, eğitimdeki sorunlara cesaretle yaklaşan, çözüm için çaba gösteren bir bakanımız var. Bizler, onun samimi çalışmalarıyla beklentilerimize cevap vereceğine inanıyoruz. Eğitimdeki her adımı, geleceğimizin temeli olarak görüyoruz. Bakanımız Yusuf Tekin’in kararlı duruşu, toplumun güvenini pekiştiriyor, elhamdülillah..

